İran Hakkında Notlarım
Motosikletle İran:
Sınır Kapısından Tarihin Kalbine Eksiksiz Gezi ve Lojistik Rehberi
Motosikletle iran seyahati, iki teker üzerinde çıkabileceğiniz en çarpıcı, en derin ve en unutulmaz yolculuklardan biridir. Ben bu yolculuğu iki kez bizzat yaşadım: İlki 2017’de Azerbaycan-Astara güzergahından, ikincisi ise 2026’da Mekke’ye uzanan kutsal ve zorlu “Motosikletle Umre Yolu” rotasının bir parçası olarak. Her ikisinde de İran, beni bambaşka bir yüzüyle karşıladı ve her defasında bu topraklara daha çok hayran kaldım.
Bu rehber; kendi iran hakkında notlarım arşivimi, detaylı güzergah bilgilerimi, sınır kapısındaki gerçek ve sarsıcı tecrübelerimi, yollardaki ölümcül tümsek tuzaklarını ve bir seyyahın ihtiyaç duyabileceği her lojistik detayı hiçbir şeyi sansürlemeden bir araya getiriyor. Okuduktan sonra, eşsiz bir iran motosiklet turu veya iran araba ile geçiş macerası hakkında öğrenmediğiniz, bilmediğiniz tek bir gizli detay bile kalmayacak.
Neden Motosikletle İran?
Avrupa mı, İran mı diye sorsanız, benim cevabım her zaman ve kesinlikle İran’dır. İran başlı başına yaşayan bir tarih; her şehri farklı bir medeniyetin mirasını taşıyor, her köy yolunun kendine ait bir hikayesi var. Antik Pers’ten Sasanilere, Arap fethinden Safevi dönemine uzanan o derin kültürel katmanlar, başka hiçbir yerde bu kadar somut ve dokunulabilir değildir.
Motosikletle iran gezmek, bu tarihin tam içinden geçmek demektir. Sizi kapalı bir araç camından değil, rüzgarın bizzat içinde, koku ve sesle, sokak hayatının tam kalbinde sürükler. Üstelik bütçe dostluğu açısından da yeryüzünde eşi benzeri yoktur. Benzini, yemeği ve kampıyla, bu ülkede günde 10-15 dolara muazzam bir iran motosiklet turu yapabilirsiniz.
Vize: Bilmeniz Gereken Her Şey
Türk vatandaşları İran’a vizesiz giriş yapabiliyor. Sınır kapısında pasaportunuzu gösterip mühür alıyorsunuz, hepsi bu. Ancak seyahat planınızı doğrudan etkileyecek bazı kritik detaylar var:
- Geçerlilik Süresi: Tek girişte size 30 gün kalma hakkı veriliyor. Bu süreyi uzatmak teorik olarak mümkün olsa da pratikte bürokrasisi oldukça zahmetlidir.
- Pasaportta İsrail Damgası: Pasaportunuzda İsrail girişini gösteren bir damga veya mühür varsa, İran kapısında çok ciddi sorunlar yaşarsınız yardımıyla ülkeye alınmazsınız. Bu durumda yola çıkmadan önce yeni pasaport almanızı tavsiye ederim.
- Çift Uyruklular: ABD, İngiltere veya Kanada çift uyruğuna sahip olanlar önceden vize almak zorundadır; bu rehber ağırlıklı olarak Türk vatandaşları için hazırlanmıştır.
Sınır Kapıları ve Giriş Saatleri
İran sınır kapıları derme çatma yapıların, sivil görünümlü, üniformasız ve sakallı memurların hüküm sürdüğü apayrı bir dünyadır. Hangi kapıdan girerseniz girin, buradaki kaotik işleyişe hazırlıklı olmalısınız.
Kuzey Kapıları: Astara ve Gürbulak
- Astara Sınır Kapısı (Azerbaycan – İran): İlk İran gezimde kullandığım kapı buydu. Eğer Azerbaycan üzerinden geliyorsanız bu kapıyı kullanıyorsunuz. Gümrük tamamen Farsça evraklarla çalışıyor; zaten kapıda yerel “aracılar” var, 100 dolara tüm formlarınızı doldurup işlemlerinizi hallediyorlar.
- ⚠️ Kritik Saat Kuralı (15:00): Bu sınır kapısının çalışma saatlerine çok dikkat edin. Öğleden sonra saat 15:00’ten sonra araçlı ve motorlu geçişleri kesin olarak kapatıyorlar. Eğer işlemleriniz yetişmezse, motoru tarafsız bölgedeki o tekinsiz yerde bırakıp pasaportla yaya geçmek zorunda kalırsınız. Bu kâbusu bizzat yaşadım, o yüzden kapıya sabaha karşı dayanın.
- Gürbulak Sınır Kapısı (Doğubayazıt – İran): Türkiye’den kara yoluyla en yoğun kullanılan giriş kapısıdır. TIR trafiği aşırı yoğundur. Motosikletler için süreci hızlandıran aracılar ve komisyoncular burada da mevcuttur.
Doğu Kapısı: Esendere / Yüksekova
Esendere Sınır Kapısı, Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yer alır. Benim o zorlu Umre rotasında kullandığım kapı buydu. Çok önemli bir detay: Triptik ofisi sınırda değil, kapıdan yaklaşık 40 km önce Yüksekova şehir merkezinde bulunuyor; önce oradan belgenizi alıp sonra kapıya gelmeniz şarttır.
Bu kapıdan geçişte dikkat etmeniz gereken hayati unsurlar şunlardır:
- Çıkış harçlarını kapıda tamamen nakit olarak ödüyorsunuz.
- İlk kontrol noktasında çok rutin ama detaylı bir eşya araması var.
- Drone kesinlikle sokulmaz, sınırda büyük bir casusluk krizine yol açar. Detayını aşağıda ayrıca anlattım.
Güney ve Batı Kapıları: Kasr-ı Şirin ve Mehran
İran’dan Irak’a geçecek seyyahlar için batı sınır kapıları hayati önem taşır. İran araba ile geçiş yapacaklar için en kritik tecrübelerim bu bölümdedir:
- Hüsrevi (Khosravi) Kapısı: Kasr-ı Şirin yakınındadır. Hem ticari hem yaya trafiği yoğundur ancak motosikletleri kendi özel kapılarından geçirirler. Saat 08:00’den önce kesinlikle açılmaz.
- Mehran Kapısı: İlam eyaletindedir. Diğer kapılara kıyasla çok daha az kaotik ve sakin bir seçenektir.
- Şalamşeh Kapısı: Basra yakınında, en güneyde yer alır. Bu kapı devasa, aşırı tozlu ve bürokrasisi en yoğun olan yerlerden biridir.
- 💡 Deneyimden Çok Önemli Uyarı: Şalamşeh Kapısı’ndaki memurların Latin rakamlarını okumakta çok büyük güçlük çektiğini bizzat yaşadım. Evraklara ve sisteme yazdıkları şase veya plaka numaralarını mutlaka tek tek kendiniz kontrol edin; memurun yaptığı yanlış bir rakam hatası yüzünden bir sonraki kapıda saatlerce geri çevrilebilirsiniz.




8.000 Dolarlık Teminat Kâbusu:
İran Triptik Ücreti ve CPD Belgesi
Motosikletle veya aracınızla İran geçişinde sahip olmanız gereken en kritik evrak, Triptik (CPD – Carnet de Passages en Douanes) belgesidir. Bu belge, kelimenin tam anlamıyla aracınızın yurt dışı pasaportudur.
Triptik Nereden Alınır?
Türkiye’de bu belgeyi yalnızca Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu (TURING) ofislerinden alabilirsiniz. Ankara merkez ofisi ve Yüksekova sınırına yakın birer ofisleri mevcuttur.
İran Triptik Ücreti Ne Kadar?
Bu sorunun cevabı seyyahların belini büken o finansal kâbusla doğrudan iç içedir:
- Ödediğiniz miktar sadece basit bir “triptik harcı” değildir. Asıl maliyet, aracı o ülkeye götürüp geri çıkaracağınıza dair Turing’e yatırdığınız o devasa teminat parasıdır.
- Bu teminat miktarı motosiklet başına ortalama 8.000 USD (Amerikan Doları) seviyesindedir (aracın modeline, yılına ve hacmine göre değişebilir).
- Bu teminatı ya banka transferiyle ya da nakit olarak yatırmak zorundasınız. Nakit dolar bulmak ve taşımak çok büyük sıkıntıdır; bu parayı denkleştirebilmek için Ankara’da neredeyse tüm bankaları tek tek gezmek zorunda kaldım.
- Belge ücretleri, harçlar ve TURING sigortası bu teminatın haricinde ayrıca nakit olarak alınır.
Triptik Belgesi Nasıl Kullanılır?
Bu belge asla şakaya gelmez. Geçiş yaptığınız her ülkede giriş ve çıkış kaşelerini harfi harfine vurdurmak zorundanısınız. Eğer motosikletinizi veya arabanızı İran’da çaldırırsanız, kazayla kullanılamaz hale getirip orada bırakırsanız ya da her ne sebeple olursa olsun ülkeden geri çıkaramazsanız, yatırdığınız o 8.000 dolarlık teminat parası tam 2 yıl boyunca içeride kalır ve bloke edilir. İki yılın sonunda ilgili ülkeden Turing’e herhangi bir usulsüzlük bildirilmezse paranızı ancak o zaman iade alabilirsiniz.
⚠️ Hayati Şase Numarası Uyarısı: Triptik belgesi üzerindeki şase numarası, sınır kapılarında en çok sorun çıkaran noktadır. Özellikle Irak ve İran kapılarındaki memurlar Latin harflerini yanlış okuyup sisteme hatalı girebiliyor. Memurun odasından çıkmadan önce belge üzerindeki kaşeleri ve şase numaralarını mutlaka kendiniz kontrol edin.
İran Araç Sigortası
Uluslararası seyahatlerde hayat kurtaran Yeşil Kart (Green Card) sigortası İran topraklarında kesinlikle geçerli değildir. Sınır kapısında İran’ın kendi zorunlu trafik sigortasını yaptırmak zorundasınız. Astara kapısında bu sigorta genellikle o kapıdaki aracıların aldığı 100 dolarlık paket ücretinin içindedir. Diğer kara kapılarında ise ayrı bir ofiste ödenir; fiyatı genel olarak çok uygundur.
Drone Yasağı: Casusluk Sorgusu ve Can Pazarı
İran’a drone sokmak kesinlikle ve tamamen yasaktır! Bu katı kuralı sınır kapısında çok acı ve sarsıcı bir şekilde tecrübe ettim.
Esendere Sınır Kapısı’ndaki o rutin gümrük aramasında memurlar çantamın içindeki dronumu buldular. Ülkenin siber ve askeri paranoyası yüzünden, içeri izinsiz drone sokmaya çalışmak direkt olarak “ajanlık ve askeri casusluk” suçuyla yargılanmanıza yol açabilir.
Normal prosedürde gümrükte tutuklanıp askeri mahkemeye sevk edilmem gerekiyordu. Saatlerce süren, kimin amir kimin memur olduğunun belli olmadığı o gergin, soğuk sorgu odalarında dil döktüm; motorumun ve tüm seyahatimin elimden alınması ihtimaliyle yüzleştim.
Yalnızca gümrükteki komutanın insafı ve anlayışlı biri olması sayesinde büyük bir hapis krizinden kıl payı kurtuldum. Dronu Türkiye tarafına geri gönderebilmek için iki ülke sınırı arasında saatlerce mekik dokudum, polislere emanet etmek zorunda kaldım.
- Ne yapmalısınız? Dronu ya evinizde bırakın ya da sınır kapısına gelmeden çok önce geriye kargolayın. Gümrükte “çantanın altına saklarım” diye kesinlikle düşünmeyin; aramaları son derece kapsamlı ve titiz yapıyorlar.
Para, Döviz ve Sarrafi Sistemi
İran’da küresel finans sistemine uygulanan ambargolar nedeniyle hiçbir uluslararası kredi kartı, debit kart veya banka kartı çalışmaz. Yabancı kartlar hiçbir ATM’de ve işyerinde geçmez. Bu yüzden seyahat bütçenizin tamamını yanınızda nakit Dolar veya Euro olarak getirmek zorundasınız.
Sarrafi Nedir ve Nereden Para Bozdurulur?
İran’da resmi döviz bürolarına “Sarrafi” denir ve neredeyse her büyük şehirde bulunurlar. İran’ın kendi para biriminde resmi devlet kuru ile sokak kuru (serbest piyasa) arasında devasa bir fark vardır; bu yüzden paranızı mutlaka Sarrafilerde bozdurmalısınız. Bu hem tamamen yasal hem de sizin için kat kat daha avantajlıdır.
- Urmiye (Güney Azerbaycan) ve Aydın Sarrafi: Urmiye’de Ataiy Bulvarı üzerinde yan yana birçok sarrafi görebilirsiniz. Özellikle Aydın Sarrafi ve oradaki esnaf aileleri Türkçe bilir, seyyahlara çok sıcak yakalaşırlar. Hatta bizi bağırlarına basıp yemek ikram ettiler, “Başınıza bir şey gelirse mutlaka arayın” diye şahsi telefon numaralarını verdiler.
- Büyük Şehirler: Tahran, İsfahan, Şiraz ve Meşhed’de sarrafiler bolca mevcuttur.
- Küçük Şehirler ve Çöl Rotaları: Küçük yerleşim yerlerinde sarrafi bulmak neredeyse imkansızdır. Umre rotasındaki Abadan şehrinde koca şehirde tek bir sarrafi bile bulamadım; para bozdurabilmek için çöl sıcağında 40 kilometre yol gidip geri dönmek zorunda kaldım.
- 💡 Seyyar Sarrafi Tüyosu: Sınır kapısına girdiğiniz an elinize üşüşen seyyar dövizciler genellikle çok düşük kur verirler. Ancak gideceğiniz ilk şehirde sarrafi olmayabilir. Bu yüzden çok küçük bir miktar parayı sınırda seyyardan bozup, asıl büyük paranızı şehir merkezindeki Sarrafilerde değiştirmek en mantıklısıdır.
Tümen mi, Riyal mi? Akıl Tutulması
Cebinizdeki parayı bozduktan sonra ülkedeki en büyük karmaşayı fiyat öderken yaşarsınız. İran’ın resmi para birimi Riyal’dir ve bastıkları paraların üzerinde Riyal yazar. Ancak halk günlük hayatta sıfırları atarak “Tümen” birimini kullanır (1 Tümen = 10 Riyal).
Siz bir dükkana girdiğinizde esnaf size fiyatı Tümen olarak söyler ama sizden Riyal olarak tahsil eder. Bu matematiksel karmaşa yüzünden ilk günlerde çok ciddi paralar kaybetmeniz olasıdır. Alışveriş yaparken parayı uzatmadan önce harfi harfine “Riyal mi, Tümen mi?” diye sormak zorundasınız.
Benzin: Dünyanın En Ucuz Yakıtı
Motosikletle İran denilince akla gelen ilk büyük pratik güzellik akaryakıt fiyatlarıdır. İran’da benzinin litresi bizim paramızla yaklaşık 1,60 TL civarındadır (kur dalgalanmalarına göre değişir ama her zaman inanılmaz ucuzdur).
Devlet sübvansiyonu sayesinde bu fiyat onlarca yıldır böyledir. Şöyle özetleyeyim: Sokakta yiyeceğiniz tek bir dürüm parasıyla iki koca enduronun deposunu ağzına kadar doldurabilirsiniz. Uzun mesafe motosiklet turu yapan seyyahlar için bu, bütçeyi neredeyse sıfıra indiren devasa bir avantajdır.




İran’ın Ölümcül Yol Kâbusu:
Sinsi ve Boyasız Hız Tümsekleri
İran yollarına dair internetteki hiçbir rehberde yazılmayan, ancak teker bastığınız an hayatınızı ciddi şekilde tehlikeye atacak en büyük kâbus, ülkenin her yerine sinsi birer mayın gibi döşenmiş olan o meşhur hız tümsekleridir. Şehir girişlerinde, çıkışlarında, köy yollarında, hatta hiç beklemediğiniz dümdüz, geniş ana yolların tam ortasında bile bir anda karşınıza devasa asfalt yığınları çıkar.
Tabelasız, Boyasız ve Aynı Renk Tümsekler
İran’daki tümseklerin en ölümcül yanı, çoğunun üzerinde hiçbir uyarısı tabelasının bulunmaması ve tamamen yolla aynı renkte (boyasız) olmasıdır. Saatte 90-100 km hızla giderken asfaltın rengiyle birebir aynı olan bu devasa tümsekleri fark etmeniz neredeyse imkansızdır.
Yüklü bir enduro motorla veya yüklü bir araçla bu tümseklere yüksek hızda girmek; jantınızı eğmeye, amortisörünüzü patlatmaya, hatta motorun üzerinden uçup canınızdan olmanıza yol açabilir. Çöl yollarında 50 derece sıcağın altında giderken bu tümsekleri son anda fark edip motordan uçmaktan kıl payı kurtulduğum o can pazarı anları sürüşümün en büyük stres kaynağıydı. Bu yüzden İran sınırları içinde sürerken gözünüzü asfalttan bir saniye bile ayırmamalı ve her yerleşim yeri yaklaşımında refleks olarak yavaşlamalısınız.
İnternet, SIM Kart ve Siber Sansür Savaşları
İran’da dijital dünya tamamen devletin kontrolü altındadır ve siber sansür seviyesi dünyadaki en radikal düzeydedir. Kendi SIM kartınızı almanız en pratik çözümdür; Astara veya diğer sınır kapılarına yakın şehirlerdeki küçük büfelerden pasaportunuzla kolayca alabilirsiniz. Fiyatı çok uygundur ve internet paketi kapsama alanı genelde tatmin edicidir.
Standart VPN’lerin Çöküşü ve Siber Duvarlar
Facebook, Instagram, WhatsApp ve Twitter İran’da tamamen yasaktır. 2017 yılındaki gezimde telefona indirilen sıradan, ücretsiz herhangi bir VPN uygulamasıyla bu sitelere girmek çocuk oyuncağıydı. Ancak günümüzde ülkedeki siber sansür altyapısı inanılmaz derecede profesyonel ve sert bir yapıya büründü.
Şu an bilinen standart ve ücretsiz VPN uygulamalarının neredeyse tamamı İran’ın ulusal siber duvarı tarafından anında tespit edilip engelleniyor. Yola çıkmadan önce telefonunuza mutlaka derin gizleme teknolojisine (Obfuscated / Stealth protokolleri) sahip, ücretli ve kaliteli kurumsal VPN servislerini kurmuş olmanız gerekiyor; aksi takdirde dış dünyayla ve ailenizle iletişiminiz tamamen kesilir.
İran’da Motosiklet Kuralları: Yasaklar ve İstisnalar
Bu kısım çok önemli; motosikletle İran’a gideceklerin bu yerel kuralları çok iyi öğrenmesi gerekiyor:
- 150cc Yasak Duvarı: İran İslam Cumhuriyeti yasalarına göre, ülke genelinde yerel halkın 150cc üzerinde motosiklet satın alması ve kullanması kesinlikle yasaktır. Yüksek cc’li motosikletler yalnızca çok özel devlet izinleriyle ve haftanın iki günü şehirlerarası kullanıbuluyor. Bu yüzden altınızdaki yüksek hacimli, çantalı heybetli makinelerle şehir içine girdiğinizde adeta bir uzay mekiği indirmiş gibi muazzam bir ilgi odağı olursunuz.
- Hayalet Sürücüler: Buna rağmen yüksek hacimli motosiklet sahibi İranlılar var; bunlar gizli, kuytu tesislerde ve polis gözetlemeyen kıyı yollarda, ‘hayalet sürücüler’ gibi sürüyorlar. Yol üzerinde bir tesiste Hayabusa ve BMW’li İranlı motorcularla tanışmak gerçekten şaşırtıcıydı.
- Otobandaki Yabancı İstisnası: Otobanlar normalde İranlı motosikletler için kesinlikle yasaktır; ancak yabancı plakalı motorlara ve seyyahlara her zaman göz yumuluyor. Hatta otobandaki ücretli gişe memurları altınızdaki Türk plakalı motoru görünce ‘harici’ (yabancı) olduğunuzu anlayınca tamam geç deyip bariyeri açıyorlar ve hiçbir ücret talep etmiyorlar. Yıllarca hiçbir gişede durmadım ve para ödemedim.
- Tabela Renklerinin Tersliği: Türkiye’deki tabela sisteminin tam tersi geçerlidir; İran’da Mavi tabelalar paralı otobanları, Yeşil tabelalar ise ücretsiz normal devlet yullanını gösterir. Bir iki defa bu renk tersliği yüzünden yanlışlıkla otobana girdiğim oldu.
Güvenlik Gerçekleri ve Yaşadığım Hırsızlık Vakası
İran, batı medyasının yansıttığı o tehlikeli imajın aksine, son derece güvenli bir ülketir. Bu yüksek güvenliğin altında şeriat kanunlarının getirdiği çok katı ve caydırıcı cezalar yatmaktadır; suç oranı gerçekten çok düşüktür.
Benim iki seyahatim boyunca yaşadığım tek olumsuz deneyim, Kamyaran’da bir kamelyada uyurken yaşanan talihsiz hırsızlıktı. Gece ben uyurken botlarım, kamp tüpüm ve kamp sandalyem çalındı. Ancak ne motosikletime, ne triptyke ne de diğer kilitli kıymetli eşyalara dokunmadılar.
- Önlemler: Şehir parklarında geceliyorsanız etrafı iyi gözlemleyin, uyuşturucu kullanan gruplardan uzak durun. Değerli eşyaları ve belgeleri her zaman kilitli çantalarda saklayın ve motorunuzun tam görüneceği bir açıda çadır kurun.
Kamp, Konaklama ve “Ta’arof” Nezaket Tuzağı
İran motosiklet turu için en iyi haberlerden biri, ülkede çadır kültürünün inanılmaz yaygın olmasıdır. Halk piknik yapmayı ve parklarda kamp atmayı çok seviyor; bu yüzden parklarda, nehir kenarlarında, yol kenarlarındaki açık alanlarda çadır kurduğunuzda kimse sizi asla yadırgamaz.
Ben seyahatlerim boyunca şu spesifik noktalarda güvenle çadır kurdum:
- Bukan’da şehir parkı (köprünün hemen dibi)
- Kasr-ı Şirin’de şehre hakim yüksek bir park
- Gilan Garb şehir parkı
- Şuşter’de tarihi su sistemi yanındaki park alanı
- Kamyaran’da şehir girişindeki kamelyalar
Hostel ve otellere gelirsek; küçük şehirlerde çok uygun fiyatlı yerler bulabilirsiniz. Büyük şehirlerde ise orta segment düzgün bir otel için gecelik 20-40 dolar arası bir bütçe fazlasıyla yeterlidir.
Kültürel Labirent: “Ta’arof” (Taarof) Geleneği
İran’da hayatınızı kurtaracak en önemli kültürel kural Taarof’tur, yani geleneksel Fars nezaketidir. Bir bakkaldan su aldığınızda veya bir esnafa para uzattığınızda esnaf size “Kabili nedaret” (önemli değil, para istemez) der.
Bu asla gerçeği yansıtmaz, tamamen kültürel bir ritüeldir. Eğer parayı vermeden arkaya dönüp giderseniz çok büyük bir saygısızlık yapmış olursunuz. Karşı taraf “para istemez” dediğinde en az 3 kez parayı uzatmak ve ödemeyi zorla yapmak zorundasınız; ancak üçüncü ısrardan sonra gerçek fiyatı söylerler.
Sınır Tanımayan İnsanlık ve Misafirperverlik
İran halkı inanılmaz derecede yardımsever ve misafirperverdir. Bu asla klişe bir sosyal medya lafı değil; bizzat, defalarca yaşadığım somut bir gerçektir. Motosikleti kaldırıma park ettiğiniz andan itibaren etrafınız bir anda insanlarla dolup taşar.
Adres sormak istediğinizde işini gücünü bırakıp sizi oraya kadar kendi aracıyla götürmeyi teklif edenler, “bize gedek, konak olasan” diyerek sizi evinde misafir etmeye çalışanların sayısı saymakla bitmez. Durduğum her yerde ellerinde çay ve soğuk sularla gelip evlerinde soğuk bir şeyler ikram etmek istiyorlar. Kısacası halkına bayıldım, bu ülkede aç ve açıkta kalmanız kesinlikle imkansızdır.
Yaşadığım Somut Misafirperverlik Örnekleri:
- Ahvaz girişindeki seyyar manav, aldığım tüm erzakın parasını kesinlikle kabul etmedi.
- Tandırcı esnafı, fırından yeni çıkmış sıcak Taftun ekmeklerini bana hediye etti.
- Bir İranlı aile, yolda giderken biz motorculara selektör yapıp bizi evine davet etti; eve gittiğimizde 20 kişilik kalabalık bir aile sofrasında pizza, meyve ve tatlılar ikram edildi. Bu misafirlik için tıklayın.
- Mollasani Kahvaltısı: Kamyaran’da botlarımı çaldırıp moralim sıfır şekilde yola devam ederken, sabahın çok erken bir saatinde Mollasani’de bir köy ailesi beni yoldan çevirip sofralarına oturtarak muazzam bir kahvaltı ikram etti ve moralimi düzeltti.
Dil Bariyerinin Türkçe İle Aşılması
İran’a giderken dil konusunda büyük korkular yaşayan seyyahların içi tamamen rahat olsun. İran’ın orta ve kuzey bölgelerine kadar (Güney Azerbaycan bölgesi dahil) insanların çok büyük bir bölümü tamamen Türkçe konuşur ve anlar. Urmiye, Tebriz ve Erdebil gibi şehirlerde herkes Türkçe konuşuyor, bu da dil problemini sıfıra indiriyor. Farsçanın egemen olduğu güney bölgelerinde ise İngilizce bilen gençlerin sayısı epey fazladır; bu yüzden hiçbir iletişim duvarına toslamazsınız.
Kebap Monotonluğu ve Yemek Kültüründeki Sıkıntılar
Açıkçası, yemek konusunda İran’da biraz sıkıntı çektim. Sokaktaki lokantalarda menü neredeyse tamamen pilav + kebap + ayran üçlüsü üzerine kuruludur. Her şeyin bir kebabı var (Celo Kebap) ama bizim alıştığımız manada tencerede pişmiş normal sulu ev yemeği görmek neredeyse imkansızdır. Ancak bu monotonluğun içinde keşfedilmeyi bekleyen harika yerel lezzetler de var:
- Safranlı Şaşlık Kebap ve Kebabi Ghasabzadeh: Hürremşehr’de yediğimiz “Kebabi Ghasabzadeh” isimli lokantanın o safranlı pilav ve şaşlık ikilisi hayatımın en güzel yemeklerinden biriydi.
- Doogh (Duğ): İran ayranı. İçine dağ nanesi ve hafif baharatlar katılıyor, maden suyu gibi hafif gazlıdır. Kavurucu çöl sıcağında vücuda mucize gibi geliyor.
- Taftun Ekmeği: Tandır duvarına yapıştırılarak pişirilen, sıcak hali enfes olan geleneksel İran ekmeği.
- Sangak Ekmeği: Doğrudan kızgın çakıl taşlarının üzerinde pişirilen, gözenekli ve uzun, harika bir ekmek çeşidi.
- Çükündür: Kirmanşah bölgesinde akşam saatlerinde köşe başlarındaki seyyar tezgahlarda satılan haşlanmış tatlı kırmızı pancar; sokağın en güzel kışlık lezzetidir.
- İran Kahvesi: Ahvaz’da bir sokak kahvecisinde içtiğim o sert, zift gibi kahveyi unutamıyorum. Çok küçük yudumlarla içilir; sakın bir dikişte bitirmeye kalkmayın, kalp ritminize bir şeyler olabilir.
Motosikletle Umre Yolu:
Güney Çöllerinin Can Pazarı ve Kum Fırtınaları
2026 yılındaki transit geçişim, 2017’deki o rahat kuzey turuma hiç benzemiyordu. Suudi Arabistan sınırına, yani mukaddes topraklara ulaşmak için İran’ın güneyindeki o uçsuz bucaksız çöl düzlüklerine saptığımda bambaşka bir coğrafyayla karşılaştım.
50 Derece Sıcak ve Kontrol Noktaları (Checkpoint)
Güney rotası, 50 dereceyi bulan kavurucu çöl sıcakları, jant düşmanı sinsi sinsi uzanan boyasız tümsekleri ve ansızın bastıran, görüş mesafesini sıfıra indiren amansız kum fırtınalarından oluşur. Motoru yolda tutmanın fiziksel bir işkenceye dönüştüğü, kum fırtınasının vizörü tamamen kapattığı bu anlarda, ayrıca her köşe başında ağır silahlı askeri kontrol noktaları (Checkpoint) sizi karşılar.
Bu güneybatı bölgelerinde (Kirmanşah, Kasr-ı Şirin hattı ve sınır boyları) askeri kontrol noktaları çok daha titiz ve katıdır. Kask kamerasındaki görüntüleriniz, telefonunuzdaki fotoğraflar tek tek incelenebilir; üzerinizde askeri veya hassas görünebilecek hiçbir doküman bulundurmamalısınız.
Ancak bu noktalarda yabancı bir seyyah olarak durdurulduğunuzda, rotanızın Umre olduğunu, kutsal topraklara gittiğinizi söylediğiniz an o askerlerin sert çehresi bir anda erir. Size sarılırlar, motorunuza kutsal bir saygı gösterirler ve çöl sıcağında kendi buz gibi sularını sizinle paylaşıp kolaylık sağlarlar.
Mutlaka Görülmesi Gereken Tarihi Rota Noktaları
İran öyle harita üzerinden üç beş günlük bir rota çizilip, transit geçilerek tüketilecek basit bir ülke asla değildir. Bu toprakların hakkını gerçekten vermek istiyorsanız en az bir aylık tam zamanlı bir takvim ayırmalısınız. Her şehrinde ayrı bir medeniyetin izi yatıyor.
Kuzeybatı: Güney Azerbaycan
- Urmiye: Neredeyse herkesin Türkçe konuştuğu, Urmiye Gölü yakınında yer alan, alışveriş, döviz ve lojistik başlangıç için ideal bir şehirdir.
- Tebriz: UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan devasa kapalı çarşısı (Bazaar-ı Büzürg), tarihi yapıları ve mutfağıyla muazzam bir değerdir.
Batı: Kirmanşah ve Kasr-ı Şirin
- Kasr-ı Şirin: 1639’da Osmanlı ile Safeviler arasında imzalanan ve hâlâ geçerliliğini koruyan o meşhur barış antlaşmasına adını veren şehir. Bugünkü Türkiye-İran sınırını büyük ölçüde bu antlaşma belirlemiştir. Tarih bilinci olan bir seyyah için çok anlamlı bir duraktır.
- Kirmanşah: Kürt ve Pers kültürünün iç içe geçtiği, akşamları çükündür tezgahlarıyla renklenen canlı bir şehir. MÖ 6. yüzyıldan kalma dev kaya oyması kitabelerin olduğu Bisitun Anıtı da buradadır.
Orta İran: Kaşan, Abyaneh, İsfahan, Yezd
- Kaşan: Tarihi hamamları, geleneksel konakları ve güllük bahçeleriyle İran’ın en şık, en korunmuş tarihi şehirlerindendir.
- Abyaneh: Dünyanın en eski kesintisiz iskân edilen köylerinden biri. Kırmızı topraktan yapılmış evleriyle zaman burada tamamen durmuş gibidir. Kadınlar hâlâ renkli geleneksel kıyafetleriyle dolaşır.
- İsfahan: İran’ın mücevheri. Nakş-ı Cihan Meydanı, İmam Camii, Hâcü Köprüsü ve altın çarşısıyla günlerce vakit geçirebilirsiniz.
- Yezd: Zerdüşt inancının merkezi, ateşgedeleri ve geleneksel yel kuleleri (Bâdgîr) ile özgün bir çöl mimarisi şaheseridir.
Güney: Şiraz, Persepolis, Şuşter ve Alamut Kalesi
- Şiraz ve Persepolis: Hafız ve Sadi’nin türbeleri, Pembe Cami (Nasır-ül Mülk) buradadır. Sabahın erken saatlerinde güneş ışınlarının camlardaki muazzam ışık oyunlarını görmek için Pembe Cami’ye mutlaka gidin. Persepolis ise antik dünya tarihinin en etkileyici arkeolojik alanıdır.
- Şuşter Tarihi Hidrolik Sistemi: Bu yer beni en çok etkileyen İran anıtıdır. UNESCO’nun “yaratıcı dehanın başyapıtı” dediği bu sistem, MS 260’ta Romalı esirler tarafından inşa edilmiştir. Karun Nehri’nin sularını tünellerle şehre taşıyan, değirmenleri döndüren, şelalelerle ovayı sulayan bu devasa antik mühendislik harikası yapı hâlâ çalışıyor. Giriş bilet ücreti sembolik düzeydedir (50-100 TL civarı). Saat 09:00’da kapı açılır açılmaz orada olun. Salasel Kalesi tepesinden tüm sisteme kuşbakışı bakabilir, Kolah Farangi Kulesi‘ndeki 1700 yıllık su saatini ve muazzam Şuşter Şelalelerini fotoğraflayabilirsiniz.
- Ahvaz: Gezgin trafiği az olan büyük bir şehir. İran-Irak savaşından kalma gerçek tanklar ve askeri sığınak/mağaralar bölgede hâlâ tüm çıplaklığıyla görülebiliyor.
- Alamut Kalesi: Hasan Sabbah ve ‘fedailer’ efsanesiyle ünlü, dağların tepesine kurulmuş bu kale hem manzarası hem de virajlı, dik, uçurumlu yollarıyla bir iran motosiklet turu esnasında sürüş keyfinin zirveye ulaştığı yerdir.
Seyahat İpuçları ve Altın Değerinde Tüyolar
Motosikletle veya araçla İran rotası için bizzat yaşadığım tecrübelerden derlediğim özet hayat kurtarma tüyoları:
- Navigasyon Uyarısı: Google Maps İran’da yeterince güvenilir değildir ve sizi yanıltabilir. Maps.me uygulamasını ve İran harita paketini yola çıkmadan mutlaka telefonunuza indirin; internet olmadan uydu üzerinden çalışır. Ancak dikkat edin; bu uygulama da bazen sizi asfaltsız köy yollarına veya askeri güvenlik bölgelerine sokabilir. Yol ayrımında her zaman yerel halka sormak en güvenilir yöntemdir.
- Para Hazırlığı: Yola çıkmadan önce tüm bütçenizi nakit dolara çevirin. Triptik belgesi için en az 2-3 hafta önceden TURING’e başvurun; nakit teminatı bankalardan toplarken gün kaybedebilirsiniz.
- Sınırda Kontrol: Evraklardaki tüm şase ve plaka numaralarını memurun odasından çıkmadan kendiniz kontrol edin. Saat 15:00’ten önce araçlı geçiş işlemlerini bitirmiş olun.
- Yol Sürüşü: Gözünüz asfalttaki tabelasız tümsekler yüzünden asla yoldan ayrılmasın. Özellikle güneybatı ve çöl bölgelerinde istasyonlar seyrekleştiği için yakıt depolarınızı her fırsatta doldurun.
- Kamp Alanı: Nehir kenarları, parklar çadır için çok müsaittir ancak uyuşturucu kullanıcılarının toplandığı tekinsiz köşelerden kesinlikle kaçının. Kıymetli hiçbir ekipmanı, botlarınızı çadırın dışında görünür yerde bırakmayın; çadırın içine alın.
“Çok yaşayan çok görür, çok gezen daha çok görür.
