Gürcistan, Azerbaycan, İran Gezisi -1
-Türkiye Bölümü-
Avrupa Hayali ve Beklenmedik Kırmızı Kart
Gürcistan Azerbaycan İran gezisi için uzun süredir hazırlamak istediğim gezi raporuma başlama vakti geldi geçiyor bile. Rapor için tuttuğum not defterimin garajda elime geçmesi üzerine, anılar çok fazla soğumadan artık bilgisayarın başına geçmem gerektiğini düşündüm. Ne yazık ki bu kez de Avrupa turu için o kadar yırtınıp didindiğim Schengen vizesini alamadım.
Bu sene evraklarımı eksiksiz, hatta fazla fazla tamamlamama rağmen yine vize başvurusundan red cevabı aldım. İşimi sağlama almak adına Fransa’daki akrabalarım üzerinden davetiye bile getirtmiştim. Yol planını gün gün harita üzerinde çizip, çıktısını alarak çok güzel bir dosya hazırlamıştım. “Bu sefer kesin alırım” diyerek evrakları teslim ettim ancak sonuç yine hüsran, yine keder oldu.
Ben de bir gariban avuntusuyla “Aman onlar kaybeder, ne yapalım!” diyerek rotamı hemen doğu tarafına çevirdim. Yola çıkana kadar geçen 20-25 günlük süreçte yoğun bir rota çalışması yaptım ve her ayrıntıyı Google Haritalar‘a yükledim. Böylece motosikletle yurt dışı turu için ilk ciddi adımı atmış oldum.
Kumbaradaki Sigara Paraları ve Büyük Değişim
Daha önceki gezilerimden de bildiğiniz üzere, bir yıldır kumbara mantığıyla biriktirdiğim bozuk paralarım vardı. Arkadaşlarımı garaja davet ettim ve hep beraber oturup paraları tek tek saydık. Tam bir yıl önce sigarayı bırakmış ve o günden beri tüm sigara paralarını bir kenara atmıştım. Sonuç inanılmazdı; tam 6.000 küsür lira biriktirmeyi başarmıştım.
29.07.2017 (Birinci Gün): Sakarya – Giresun Yolculuğu
Nihayet 29 Temmuz 2017 sabahı, saat 8.30’da marşa bastım. Yola çıkış kilometremi 49.760 olarak kaydettim ve hatıra fotoğrafını çektim. Benim için uzun ve macera dolu motosikletle yurt dışı turu resmen başlamıştı.
Yolda giderken motorun gidonunda hafif bir yalpalama hissediyordum. Lastikleri yola çıkmadan hemen önce değiştirdiğim için hatayı yeni lastiklere yordum ve üzerinde çok durmadım. Yaklaşık 800 kilometre yol yaptıktan sonra, akşam saat 20.00 sularında Giresun Bulancak ilçesine ulaştım.
Burada hemen akrabalarımdan birinin evine çıktım. Yaklaşık 15-20 dakika oturup soluklandıktan sonra “Ben kaçıyorum” diyerek aşağı indim. Motorun yanına geldiğimde ise arka lastiğin janta kadar oturduğunu gördüm. “Motorculuktur, olur böyle şeyler” diyerek sakin kaldım. Şansıma hemen bir arka caddede lastikçi vardı, vakit kaybetmeden motoru oraya götürdüm.




Dağ Başında Bir Başıma: İkinci Kez İnen Lastik
Lastikçi hemen 15-20 dakikada söküp şambreli yama yaptı, ben de lastiği yerine taktım. Ustaya teşekkür edip hemen motora atladım ve Giresun Dereli’de bulunan Kök Evi’nde gece çadır kurmak üzere yola çıktım. Dereli ilçesini geçip, Kök Evi’nin bulunduğu köye doğru giriş yaptım. Yaklaşık 2-3 kilometre gittikten sonra motor sağa sola doğru garipçe esnemeye başladı. “Lan ne oluyor?” falan derken motoru hemen sağa çekip durdum.
Bir de baktım ki bizim lastik yine janta oturmuş. Motoru orta sehpaya almaya çalıştım fakat yer engebeli olduğundan bir türlü kaldıramadım. “En azından yan ayağa alayım” dedim, zemin bozuk olduğu için yan ayağı da açamadım. Gecenin karanlığında, dağın ortasında bir Tenere, bir ben öylece kalakaldım. Mecburen motoru bir elimle dengede tutup, diğer elimle arkadaki yükleri tek tek indirmeye başladım; yükler hafifleyince motor nihayet orta sehpaya kalktı.
O an sinir katsayım kelimenin tam anlamıyla %100’e vurmuştu. Neyse ki yanımda lastik tamir köpüğü vardı, hemen lastiğe sıktım ve teker biraz kendine geldi. Vakit kaybetmeden toparlanıp yoluma devam ettim ve zaten 4 kilometre sonra Kök Evi’ne ulaştım.
Kök Evi’nde Gece Yarısı Mesaisi ve Sıcak Bir Çorba
Karadeniz’e her geldiğimde mutlaka burada bir gece kalır, çadırımı kurarım; sağ olsun mekanın sahibi Ergun abi de bana her zaman izin verir. Fakat buraya gece saat 12.30 gibi varınca, çalışanlar geç olduğu gerekçesiyle beni içeri almak istemediler. Zaten saat epey geç olmuş, hem inanılmaz yorgunum hem de açım; çalışanların bu tutumu üzerine sinirim hepten zıpladı.
Oradaki görevlilere Ergun abinin beni yakından tanıdığını, her sene gelip burada çadır kurduğumu uzun uzun anlattım. En sonunda ikna olup Ergun abiyi gece gece telefonla aradılar, o da sağ olsun “Tamam, kalsın” dedi. Hemen mutfağa gidip yiyecek bir şeyler istedim; sadece mercimek çorbası kaldığını söylediler. “Olsun, yeter ki sıcak bir yemek olsun” diyerek çorbayı bir dikişte götürdüm. Ardından çadırımı kurdum ve uyuyana kadar hep lastiği düşündüm; sonra kendi kendime “Kötü düşünme, kötü olmasın” diyerek gözlerimi kapattım.
30.07.2017 (İkinci Gün):
Giresun’da Kabus Devam Ediyor
Sabah uyanır uyanmaz çadırımı bile toplamadan koşa koşa motorun yanına gittim. İçimden sürekli “İnşallah bir şey olmamıştır” diye dua ediyordum ancak gördüğüm manzara tüm hayallerimi yıktı. O masum Teneke Çelebi’m, o güzel küheylanımın arka jantı yine yerle sıfır olmuştu.
Bundan sonra burada yaşadığım olay, motosiklet camiasındaki dostluğun ve motosikletle yurt dışı turu yaparken dayanışmanın ne denli büyük bir kanıtı olduğunun göstergesidir. Lastiği o halde görünce hiç vakit kaybetmeden takım çantasını çıkardım ve tekeri komple söküp kenara koydum. Bir lastikçi bulabilmek için Giresun’daki akrabaları aradım ancak pazar günü olduğu için açık yer bilmediklerini söylediler.
Motosikletçilerin Kardeşliği: G.M.K Sahneye Çıkıyor
Tam çaresiz kalmışken aklıma Facebook’ta takip ettiğim Giresun Motosiklet Kulübü (G.M.K) geldi ve hemen sayfalarına durumumu anlatan bir mesaj yazdım. Sağ olsun kulüp üyelerinden Ersin adlı bir arkadaş hemen geri dönüş yaptı ve bana kulüp başkanının telefon numarasını verdi. Pazar günü sabahın saat sekizinde başkanı aradım; o da yarı uykulu şekilde telefonu açtı. Durumu samimiyetle anlattığımda, “Ne demek dostum, hemen yardımcı olalım” diyerek beni rahatlattı.
Kök Evi’nden Filiz abla sağ olsun bana hemen bir taksi çağırdı, sökük lastiği arabaya yükleyip hızlıca şehir merkezine indim. Orada Giresun Motosiklet Kulübü Başkanı Halit, Emin ve Ersin gelip beni buldular. Sağ olsunlar kendi araçlarıyla yakındaki birkaç dükkanı gezdikten sonra nihayet açık bir lastikçi bulmayı başardık.
Kronik Lastik Sorunu Beliriyor
Bulduğumuz lastikçi, “Ben bu motosiklet lastiğini janttan sökemem” deyince bizim çocuklar hiç ikilemeden “Biz sökeriz abi!” dediler. Hemen el birliğiyle lastiği janttan ayırıp şambreli lastikçiye teslim ettik. Usta şambreli inceleyip “Bu şambrel artık ölmüş, mutlaka değişmesi lazım” deyince, neyse ki yanımda taşıdığım yedek şambreli çıkardım ve ona verdim. Usta eski şambreli de keserek yeni lastiğin içine koruyucu (get) yaptı.
Bu şambrelin neden habire patladığını sorduğumuzda, lastiğin kendisinde üretim hatası olduğunu ve tamamen değişmesi gerektiğini belirtti. Biz de o anki şartlarda “Sen şimdilik geçici olarak yap, idare etsin” dedik. Lastik tamir işi bitince tekeri tekrar arkadaşların arabasına atıp, Gürcistan Azerbaycan İran gezisi rotama kaldığım yerden devam etmek üzere yeniden Kök Evi’ne doğru tırmanışa geçtik.



İmece Usulü Montaj ve Giresun’a Veda
Lastiği Kök Evi’ne getirdik getirmesine ama ekipten daha önce hiç kimse Tenere’ye arka teker takmamıştı. “Şöyle yapalım, böyle yapalım” derken tam bir saatlik yoğun bir uğraşın ardından lastiği yerine oturtmayı başardık. Burada hep birlikte güzelce kahvaltımızı yaptık; Kök Evi’nin sahibi Ergun Abi ve eşi benden kesinlikle para kabul etmediler. Bu asil davranış karşısında çok mahçup oldum, kendilerine buradan bir kez daha çook teşekkür ediyorum.
İşimiz bitince onlar önde arabayla, ben arkada motorla Giresun merkeze inip açık bir motosiklet tamircisi bulduk. Hemen Tenere’ye göre yeni bir arka lastik aradık ama koca Giresun’da maalesef uygun lastik yoktu. Çok oyalanmak istemiyordum ama o an için yapacak başka bir şey de kalmamıştı. Sağ olsun G.M.K’daki arkadaşlar beni yine yalnız bırakmadılar; motoru içlerinden birinin evinin garajına güvenle bırakıp hep beraber Giresun’u gezdik. O geceyi de Bulancak’taki akrabalarımın yanında geçirdim.
31.07.2017 (Üçüncü Gün): Giresun
Batum Yolculuğu ve Büyük Hafifleme
Sabah uyanıp G.M.K’daki dostlarla yeniden buluştum. Aradığımız lastik Giresun’da yoktu, hemen yanımızdaki Ordu’ya baktık orada da bulamadık; en yakın Trabzon’daki Yamaha servisinde olduğu bilgisini aldık. Giresunlu motorcu arkadaşlara gösterdikleri muazzam misafirperverlik için çok teşekkür ederek oradan ayrıldım. Zaten motorculuğu çok seviyordum ama bu yaşadıklarım, bu camiayı daha da çok sevmeme vesile oldu.
Motosiklet arkadaki yüklerden dolayı çok ağır ve hantaldı; bu yüzden yola devam etmeden önce fazla eşyaları (ki aralarında bir adet semaver bile vardı) otobüsle geri göndermeye karar verdim. Hemen Giresun Otogarı’na gidip fazlalıkları bir çuvala doldurdum ve Sakarya’ya giden ilk otobüse teslim ettim. Gereksiz yükleri boşaltınca Tenere’nin gidişi ve gaza tepkisi bile anında değişti.
Trabzon’da Sürpriz Teşhis: Sorun Lastikte Değilmiş!
Trabzon’a kadar oldukça temkinli sürdüm; yol boyunca teker çok büyük bir sıkıntı çıkarmadı ama ne olur ne olmaz diye lastiği değiştirmekte kararlıydım. Trabzon Yamaha servisine ulaşıp yeni bir lastik satın aldım fakat servis kendilerinin lastik değişimi yapmadığını söyledi. Arka sokaktaki lastikçiyi tarif edince, yeni lastiği motora yükleyip hemen oraya geçtim ve orada forumdan tanıdığım Ahmet ile de yüz yüze tanışıp şıklaştık.
Motosikletçi arkadaş tekeri söktü, evirdi, çevirdi ve “Abi bu lastikte de şambrelde de hiçbir sıkıntı yok, bu takım seni en az 10.000 kilometre daha götürür” deyince sevinçten gözlerim doldu. Meğer asıl sorun kaplin lastiğinin bitmesinden kaynaklanıyormuş; “Değiştir gitsin usta” dedim. 160 TL kaplin lastiğine, 50 TL de işçiliğe vererek kafam rahat bir şekilde motosikletle yurt dışı turu için yeniden yola koyuldum.
Sınır Geçişi ve Batum’daki İlk Gece
Akşam saat 21:00 sularında Sarp Sınır Kapısı’na ulaştım ve şansıma çok fazla sıra beklemeden Gürcistan tarafına geçtim. Batum’da uzun uzun aradıktan sonra nihayet Sherif Khimshiashvili Caddesi üzerinde bütçeme uygun bir hostel bulmayı başardım. Geceliğine 10 Lari gibi oldukça komik bir ücret ödedim.
Hayatımda ilk defa bir hostelde kalıyordum ve aynı odada yaklaşık 10-15 erkek birlikte yattık. Hem bu yeni deneyimin yabancılığı hem de dışarıdan gelen bitmek bilmeyen araba kornaları yüzünden epey bir süre uyuyamadım. Ancak bir süre sonra yolun verdiği yorgunluk ağır bastı; her şeyi unutup derin bir uykuya daldım.
