Gürcistan, Azerbaycan, İran Gezisi -5
-Türkiye (Dönüş) Bölümü-
19.08.2017 (Yirmiüçüncü Gün)
Doğubeyazıt – Erzincan – Amasya
Haftalar önce başlattığım o uzun soluklu iran seyahat rotası maceramın son etabında, sabah erkenden kalkıp yine hep resimlerde gördüğüm muhteşem yapı İshak Paşa Sarayı’na gittim. Burası Doğubeyazıt şehir merkezine yaklaşık 10-15 kilometre kadar yakın bir konumda yer alıyor. Doğubeyazıt’ın 7 kilometre güneydoğusunda, Eski Beyazıt’a ve ovaya tamamen hakim yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş, pek çok bölümleri olan komple bir saraydır. Birinci Dünya Harbi’ne kadar Bayazıt Sancağı resmi olarak bu saraydan yönetilmiştir.
İshak Paşa Sarayı Tarihi
Sarayın yapımına 1685 yılında Çıldır Atabeklerinden Çolak Abdi Paşa tarafından başlanılmış, aynı soydan gelen Küçük İshak Paşa zamanında 1784’te, yani tam 99 yılda tamamlanmıştır. Mimarı, dönemin ünlü Ahıskalı ustalarıdır. Saray 115×50 metre boyutlarında, tesviye edilmiş Karaburun tepesi üzerine terası, iki avlu ile bu avluları çevreleyen çeşitli yapı topluluğundan meydana gelmektedir. Doğu-batı yönünde yaklaşık 7.600 metrekarelik bir alan üzerine oturtulmuştur.
Bazı kısımları tek, some kısımları iki, bodrum dahil bazı kısımları üç katlı olarak yapılmıştır. Bir saray için gerekli tüm bölümler (harem, harem odaları, aşevi, hamam, toplantı salonları, eğlence yerleri, mahkeme salonu, cami, çeşitli hizmet odaları, oturma odaları, uşak ve seyis odaları, muhafız koğuşları, cezaevi, erzak depoları, cephanelik, tavlalar, bodrum katlarında çeşitli hizmet odaları vb.) vardır. Her odada ocak, dolap yerleri gibi bu köklü ishak paşa sarayı tarihi izleri netçe görülmektedir.
Sarayın girişi, savunması en zor olan doğu cephesindedir. Anıtsal taçkapı, avlulara çıkan diğer kapılar gibi, kabartma, süsleme ve zengin bitki motifleriyle Selçuklu sanatının özelliklerini taşır. Saray, tarih ve sanat tarihi yönünden eşsiz bir değere sahiptir. Bu bey kalesi, Avrupa’daki şato tipi yapıların ülkemizde rastlanmayan en iyi örneğidir. Sarayın cami dışındaki bölümlerinin çoğu yıkılmış, harap olmuş, tavanları sökülmüştür. Detaylı restorasyon çalışmaları için T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı resmi sitesinden de tarihi dökümanlara ulaşabilirsiniz.
tenere ile yol hikayeleri
Cami, saray kompleksinin en sağlam kalan yeridir. Herhalde burası, dini bir korkuyla tahrip edilmemiştir. Tek kubbeli cami, iki ayrı renk taşla örülmüş minaresiyle saraya ilginç bir görünüm kazandırmaktadır. Caminin kıble duvarının dışındaki türbe geometrik ve bitkisel motiflerle süslenmiş olup, muhtemelen Abdi Çolak Paşa ile İshak Paşa ve yakınları için yapılmıştır.
Sarayın selamlık kısmının kuzey cephesinde dışa sarkan dört ahşap konsolda üstte kanatlı ejder, onun altında aslan, en altta insan figürleri yer almaktadır ki çok ilginç ve sanatkaranedir. Sarayda klasik Osmanlı mimarisinden farklı üslup ve bezeme şekilleri dikkati çeker. Türk saray geleneği ve mimarisinin ana prensiplerine tamamen uyulmuştur. Yapı birkaç aşamalıdır ve güzellikle azameti başarıyla yansıtır.
Saray ihtişamından, yaptıran paşanın çevreye ve Merkezi Devlet’e karşı gücünü göstermek istediği netçe anlaşılmaktadır. Taş duvarların içinde görülen boşluklar, sarayın kalorifer tesisatını andıran merkezi bir ısıtma sistemiyle ısıtıldığını göstermektedir. Yapımı birçok efsane ve hikayeye konu olan bu yapı; Osmanlı döneminde Ağrı’da yapılan en büyük ve en önemli mimari eserdir. Benim bu tenere ile yol hikayeleri serüvenimde gördüğüm en heybetli yapılardan biri olarak hafımama kazındı.
Overland Motosiklet Seyahati
İshak Paşa Sarayı, geleneksel Türk mimari karakterinde ve Selçuklu mimarisi biçiminde bir yapıdır. Bu yapılar topluluğunda Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin öğeleri yanında, Avrupa sanatının Barok üslubunun etkileri de görülmektedir. Zamanın en modern ve ileri anlayışı ile yapılmış olup, genel hatlarıyla Türk kültürünün özelliklerini taşır. Görkemli özel mimari yapısı, anıtsal taç kapıları, haremi, selamlığı, camisi ve yüzlerce odası ile görülmeye değer bir şaheserdir.
Sanki bir saray değil, tüm heybetiyle canlı bir tarih, her tarafı sır dolu bir efsanedir. Onu anlamak için yakından görmek, sokaklarında gezmek gerekir. Bu görkemli yapının mimarı meçhuldür, onun için halk, sarayın yapımı ve tarihi hakkında birçok efsane anlatır. Sarayı gezerken, masal dünyasının saraylarını görmüş gibi hayal güçleriniz anında harekete geçer. Güzellikler karşısında efsanelerde anlatılanlar bir bir gözlerinizin önünde canlanır. Bir kartal yuvasını andıran ve çevresiyle ahenk oluşturan bu muazzam yapıya hayran kalmamak elde değil.
Burayı güzelce gezdikten sonra yoluma devam ettim. Erzincan yakınlarına geldiğimde yakıtım tamamen bitti. Güzel bir şekilde petrol istasyonuna girdim. Gerçekleştirdiğim bu overland motosiklet seyahati boyunca ucuz yakıta epey alışmıştım. Pompacıya “Doldur depoyu hancı” dedim; bir ara ekrana gözüm ilişti, kaç gündür ucuz benzin alan ben, ekrandaki yazıyı görünce aklım başıma geldi. Bir depo benzini (21 litre) İran’da 20 TL’ye alan ben, burada 110 TL verince gözlerim yaşardı; “Türkiye’m canım ülkem” diyerek 110 TL’yi kuzu kuzu ödedim.
İran’da yakıt sıkıntısı olmadığından kaçla gittiğime, ne kadar yaktığına hiç hesaplamayan ben, pompadaki bu şoktan sonra biraz daha usturuplu gidip çok yakmasın diyerek biraz yavaş gittim. Serinin bir önceki bölümü olan İran GezisiBölüm 5 yazımda anlattığım o ucuz petrol günleri maalesef geride kalmıştı. Sonunda hep gelmeyi çok merak ettiğim Amasya’ya ulaştım. Çizdiğim bu geniş iran seyahat rotası kapsamında dönüş yolunda hotel ararken şans eseri bir Tenereci abiyle tanıştım; sağ olsun hemen ilgilenip benim için uygulama otelini aradı. Burada kahvaltı dahil sadece 40 TL’ye geceyi keyifle geçirdim.





20.08.2017 (Yirmidördüncü Gün)
Amasya – Sakarya
Sabah otelde kahvaltıdan sonra keyifli bir şehir turu yaptım. Kaleye çıkarak Amasya’yı yukarıdan hayranlıkla izledim. Bu şehre hep gelmeyi istemiştim ama eski rotalarıma hep ters olduğundan bir türlü gidememiştim. Bugün burayı “altını üstüne getireyim” diyerek epey bir gezdim.
Amasya Gezilecek Yerler
Helenistik dönemde, Amasya’yı İÖ 333’den İÖ 26’ya kadar başkent olarak kullanan Pontus Krallarına ait olan Kral Kaya Mezarları, Harşena Dağı’nın güney eteklerine, kalker kayalara oyularak yapılmıştır. Hatuniye Mahallesi’nin dar sokaklarından ve tren yolunu geçerek çıkılan mezarların arasında, kayaya oyulmuş yollar ve merdivenler bulunmaktadır. Yeşilırmak Vadisi boyunca, irili ufaklı 21 mezar olduğu bilinmekle birlikte bunlardan sadece birkaç tanesi günümüze gelebilmiştir. amasya gezilecek yerler listelerinin başında gelen bu kaya mezarlarının içlerinden çok, arkalarına oyulmuş geçitler dikkat çekicidir.
Bu bölgedeki büyük mezarlardan birinin yanında, nehre kadar uzandığına inanılan bir tünelin başlangıcı bulunmaktadır. Kalker kayalara oyularak yapılan bu mezarlar yapı ve büyüklükleri itibarıyla kente hakim bir noktadadırlar. Kral Kaya Mezarlarının en büyüğü, galeri ve merdivenlerle çıkılan, batı yönündeki en son mezardır. Bu mağaranın yüksekliği 15 metre, genişliği 8 metre, derinliği ise 6 metredir. Mezar odasına girişi, diğer mezarlardaki kapılardan daha yüksektir. “Büyük Kral Mezarı” olarak da adlandırılan mağara, cephe itibariyle pek çok tahribata uğramıştır.
Kızlar Sarayı üzerinde yer alan üçlü kral mezarı birbirine çok yakın oyulmuştur. En solda yer alan mezar, ortadaki mezar sahibini gölgede bırakmak amacıyla ön plana çıkarılmıştır. Kızlar Sarayı’nın alt kısmında ve demiryolu tünelinin hemen üzerinde bulunan mezar da, diğerleri gibi, blok kaya oyularak yapılmıştır. Diğer kaya mezarlarından farklı olarak, etrafı oyulmamıştır. Ayrıca mezar odasına çıkmayı kolaylaştıracak taş merdivenler de yapılmamıştır. Mezar odasının sağ ve sol kenarlarında yapılan sütunlar daha sonra kırılmıştır.




Mağaraların bütününde görülen kapaksız, 2-3 metre arasında değişen yükseklikte, kapıya benzeyen girişler, bu mağaraların ortak özelliğidir. Mağaraların etrafının geniş biçimde boş bırakılmasının amacı da, some mezarların tavaf edilmesi, bazılarında da kayalardan sızan suların hava ile temasını ve mezar odasının korunmasını sağlamaktır. Kral Kaya Mezarları bazı dönemlerde hapishane ve cezalandırma mekanı olarak da kullanılmışlardı. Örneğin VI. Mithridates, kendisi ile yapılan barış görüşmelerinde zorluk çıkaran Romalı elçileri, demiryolu geçidinin hemen üzerinde yer alan mezara hapsetmiştir.
1075’te Amasya’yı fetheden Melik Ahmed Danişmend Gazi, mezarların içindeki Pontus devrinden kalma gömüleri kaldırtmış. Yine o dönemde, Hristiyan keşişlerin bu mağaralarda inzivaya çekildikleri bilinmektedir. Burayı güzelce gezdikten sonra artık bu büyük yolculuğumun sonuna geldim. Gece geç saatlerde Sakarya’ya gelip, evime yerleştim.
Bu gezi benim için her anlamda çok güzel geçti. Yolda başıma gelen olumsuzluklara rağmen; tanıştığım insanlar, gördüğüm güzel yerler, sürdüğüm harika ve berbat yollar bende çok güzel anılar bıraktı. Bu raporu yazarken aradan yedi ay geçmesine rağmen hala ilk günkü gibi heyecanlanıyorum. Gezip gördüğüm yerler yine bir film şeridi gibi gözümün önüne geliyor. İmkanım olsa hep yolda olurdum ama şimdilik yapacak bir şey yok, rutin hayata döndük.
Motosiklet hep hayatımdaydı ve iyi ki hep hayatımdaymış. Üzerine binip bir yerden bir yere giderkenki verdiği hissi bu dünyada hiçbir şey yaşatmıyor. Başarıyla tamamladığım bu macera dolu iran seyahat rotası ve dış hatlar yolculuğu benim ufkumu daha da genişletti, inşallah bundan sonraki gezilerim çok daha güzel olur. Sürç-ü lisanım olduysa af ola. Sağlık ve esenliklerle kalın. Yol açık, yola çık!


