Motosiklet ile Pamir ve Moğolistan 4

Motosiklet ile Pamir ve Moğolistan 4

Moğolistan Motosiklet Turu – 4. Bölüm: Bozkırda Sürüş

Uzun zamandır hayalini kurduğum moğolistan motosiklet turu etapları, Tashanta sınır kapısında uyanıp efsanevi Moğol topraklarına adım atmamızla birlikte resmi olarak başladı. Yolculuğun bu yeni ve uçsuz bucaksız bölümünde hem sınır bürokrasisiyle mücadele edecek hem de navigasyonun bizi sürükleyeceği o gizemli bozkır coğrafyasına ilk adımlarımızı atacağız.

05.07.2019 (19. Gün) Tashanta – Khukh-Uzuur (Rus Ajanı Sorgusu ve Sınır Dramı)

Sabah kahvaltıdan sekiz gibi kalkıp sınıra gittik. Evraklarımı verdim burada ilginç bir şey dikkatimi çekti. Benden önce evraklarını veren yabancı turistler pasaport kontrolünü 6-7 dk.da geçerken ben 25 dk.da geçtim. Görevli memur pasaportun Türk olduğunu görünce hemen bir yerleri aradı. Bütün sayfaları tek tek saydı, sayfaları mor ışık kontrolüne tuttu. Vizemi 20 defa kontrol etti.

Pasaport kontrolünden çıkar çıkmaz bir polis memuru beni aldı. Daha önceden tecrübeli olduğumdan nereye gittiğimi biliyordum. Rus sınırlarında sıklıkla yaşadığım sorguya gidiyordum. Büyük binanın küçük bir odasında bir İngilizce bilen tercüman, bir ben, bir de sorguyu yapan Rus ajan tarafından 45 dk. sorgulandım. Hayatıma ait tüm bilgileri istedi. Çocukluktan bu yaşıma kadar geçen tüm hayat hikayemi, çalıştığım yeri, çocukları, her şeyi sorguladılar. Benimki bittikten sonra Osman’ı alacaklardı. Ama bizim Osman çoktan sınırı geçmiş. O yüzden onu sorguya alamadılar.

Sınırı geçince Türkiye’de eğitim almış Kazak bir arkadaşla muhabbet ettik. İstanbul’da yaşıyor ve bir günlük evli. Sorgudan çıkınca Osman’ı aradım. Oraya bak buraya bak derken Osman yok. Meğer kontrolden sonra oradaki bir memura “ben gidiyorum” demiş, onlar da salmışlar. Orada bir askere sordum “o sınırı geçti” dediler. Rusya sınırı ile Moğol sınırı arası 10 km. Moğol sınırına gelince Osman’ı yakaladım.

Burası çok değişik bir sınır. Çok yavaş işliyor. Bir de ülkeye girişte dezenfekte parası alıyorlar. Tabii rüşvet kokusu aldık ama adam da yapışkan çıktı “illa yaptıracaksınız” diyor. Kredi kartı var nakit yok dedik. Gereksiz para vermeyelim dedik. Ama orada bulunan bir Moğol bizim paramızı da vermiş. Tabii dezenfekte falan yapan da olmadı. Sınır kapısında sigortacılar hemen etrafımızı sardı, dedik bu kadar sigortacı varsa herhalde mecburidir dedik. 16 dolar karşılığında sigorta yaptırdık. Ama tüm Moğolistan boyunca ne bir polis gördük, ne de bizi durduran bir memur gördük. Biraz boşuna gibi oldu. Bu işlemlerden sonra saat 12:30 gibi ancak yola çıkabildik.

Ölgi Şehrinde Türk Lokantası ve Moğolistan’ın Tabela Özrü

Sürdükçe Moğol iklimi kendine has yolları ile bizi karşıladı. Ama bir 60 km. gittikten sonra yeni yapılmış bir asfalt yola girdik. Harika manzaralar eşliğinde sürmeye devam ettik. 15:30 gibi Ölgi şehrine geldik. Burada Pamukkale adında bir Türk lokantası bulduk. Sahibi ile tanışamadık ama Türk yemeklerini o kadar özlemişiz ki nefes almadan gömdük. Ara ara yol stabilize olsa da çoğu zaman güzel asfalttan gittik. Burada hava geç karardığından gece 22:00 de olsa her taraf gündüz gibi oluyor.

Moğolistan tabela özürlü bir ülke, neredeyse hiç tabela yok desem yalan olmaz herhalde. Bu tabelada yazdığı gibi Altai şehrine gidiyoruz. Epey gittikten sonra yol ayrımına geldik, tabela olmadığından navigasyona Altai yazdık, navigasyonun gösterdiği yola doğru girdik. Hava kararmaya başlayınca soğuk da kendini göstermeye başladı. Hemen kışlıkları giydik yola devam ettik. Hala navigasyona bakıp, asfalt ve harika manzaranın tadını çıkara çıkara gidiyoruz.

İçimden de “gidenler ne kadar abartmış, ne güzel yollar var” diye düşünüyorum. Gerçekten harika bir asfalt kalitesi var. Dağ başında böyleyse şehirlerde duble yol vardır herhalde diye düşündüm. Neyse gece 23:30 gibi hedefe ulaştık. Hemen yakındaki bir marketten yiyecek bir şeyler alıp, yol kenarındaki bir çardağa çadırımızı kurduk. Yemeğimizi yiyip çayımızı içtik. Bir ara haritada nerede olduğumuza bakayım dediğimde beni olmamamız gereken yerde olduğumu gösterdi. Osman’la “herhalde navigasyon kafayı yedi” diyerekten çok da iplemedik. Zaten saat 01:00 olduğunda günü kapadık.

Moğolistan Kamp Alanları ve Overland Sürüş Taktikleri

Kıtalararası bir motosikletle asya turu yaparken Moğolistan sınırını geçmek, sadece fiziki bir coğrafya değişimi değil, aynı zamanda tamamen farklı bir dünya algısına adım atmaktır. Seyahatin bu etabında karşılaştığımız moğolistan kamp alanları ve yol kenarı konaklama tecrübeleri, ülkenin bakir ve özgür ruhunu en yalın haliyle hissettiriyor. Tabela eksikliği nedeniyle motosikletle zorlu yollar aşarken navigasyon yönlendirmelerine tamamen bağımlı kalmak, her virajda yeni bir sürprizle karşılaşma riskini de beraberinde getiriyor. Rusya sınırındaki o zorlu sorgu odalarından çıkıp, Ölgi şehrindeki bir Türk lokantasında nefes almadan yemek yemek, bu zorlu uzun yol motosiklet gezi yazısı anılarımın en unutulmaz lojistik duraklarından biri oldu.

Moğolistan’ın bu kendine has göçebe kültürü, coğrafi genişliği ve sınır kapılarındaki dezenfekte/sigorta prosedürleri hakkında uluslararası seyahat standartlarını incelemek için UNESCO Türkiye Milli Komisyonu resmi kültürel envanterlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, Altay Dağları’nın Rusya tarafındaki o muhteşem asfalt etaplarından bu bozkır topraklarına nasıl ulaştığımızın tüm hikayesini görmek için serinin bir önceki yazısı olan Pamir Rotası 3 rehberimi de kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Gece yarısı haritada yanlış yerde olduğumuzu görüp “navigasyon kafayı yedi” diyerek çadırda uykuya daldığımız bu ilk Moğolistan gecesi, aslında bizi bekleyen büyük bozkır macerasının sadece sessiz bir fragmanı!

 

06.07.2019 (20. Gün) Khukh-Uzuur – Altai (Navigasyon Kafası ve Asfalta Dönüş)

Sabah erkenden uyanıp kahvaltımızı yaptık. Biraz oyalandıktan sonra zaten tek olan yola devam ettik. 70 km. kadar gittikten sonra yol üçe ayrıldı. Navigasyonda göstermediğinden orada bir köylüye Ulanbatur yolunu sorduk. Köylü gittiğimiz yolun tam ters tarafını gösterince “bu kamil yolu karıştırdı galiba dedik”. Bu sefer Ulanbatur yerine Altai yolunu sorduk, “düze devam edin” dedi. Biz de devam ettik ama içimize de bir kurt düştü.

Biraz gittikten sonra yolun kenarında çalışan bir gruba sorduk. Onlar da Ulan Batır’un tam ters istikamette olduğunu söylediler. Altay’ı sorunca gittiğimiz istikamette olduğunu söylediler. 10-15 dk. olayı anlayamadık ama sonunda jeton düştü. Meğer bu bölgede 3 tane Altay varmış. Biz dün gece ters istikamet saptayıp n şekli çizmişiz. Toplamda 500 km. yanlış gitmişiz. Çin sınırına 30 km. kaldı. İlk defa navigasyona güvenmedim ama meğer doğru göstermiş. Hep Gobi Çölünü görmek istiyordum. Yanlışlıkla da olsa Gobi’nin başlangıcına kadar gelmiş olduk. Böylece bir günümüz gitti. Yolda geri dönerken lastiği patlayan bir araca yardımcı olduk.

Bu sefer Navigasyona Ulan Batur yazıp yola devam ettik. Bir 60 km. gittikten sonra navigasyon bizi asfalttan ayırıp toprak bir yola soktu. “Emin misin navi amca” desek de “bir bildiğimiz var dalın“ dedi. Hemen girişte bir teyzeye sorduk o da “devam edin toprak yola” dedi. Ana yoldan ayrılıp toprak yola giriş yaptık. Navigasyon burada 150 km.ye yakın yolu kısaltıyordu. “Biz endurocuya agaaa bize bir şey olmaz” diyip daldık yola. 30 km. yolu 1,5 saatte gidince endurosunun da yolununda diyip bir yerde durduk. Ha şimdi düzelir, az sonra düzelir dedik ama yol iyice patates tarlasına döndü. Motor ağır olduğundan kuma batmaya başladı.

Benzin bitmek üzere, rota üzerinde benzinlik görünmüyor, köy yok, yerleşim yeri yok. Osman’la biraz istişare yapıp biraz daha gitmeye karar başladık. Görünürde yine bir thing yok, aşırı sıcak, suyumuz yok, benzin yok, karnımız aç, yerlerde kuru kafatasları, boynuzlar falan tam bir film sahnesi. Dedik hayatımızdan önemli değil. Burada yakıt biterse hapı yuttuk. İlk defa bir yoldan geri dönmek zorunda kaldım ve “enduroculuğun 10’da 9’u geri dönmektir” diyip döndük geri. 2 saat sonra yine ilk girdiğimiz yere geri döndük. Asfaltı görünce gözümüzden yaşlar akmaya başladı, biz ağlıyoruz asfalt ağlıyor. Eski dostum asfalt ile öpüşüp sarıldık, bir daha onu bırakmayacağıma söz verdim. Biraz gittikten sonra benzin istasyonu ve yiyecek yer gördük hemen daldık. Bu kadar açlıktan sonra yediğim en güzel yemek gibi geldi. Gece saat 22:00 gibi gerçek Altai şehrini bulduk. Dün gece burada olmamız gerekirken, bir gece sonra bu şehirde olabildik. Çok yorgun ve deve gibi koktuğumuzdan gece bir otele yerleştik. Kişi başı 70 TL vererek güzel bir otelde kaldık.

07.07.2019 (21. Gün) Altai – Arvayker (20’ye Ayrılan Tozlu Yollar)

Gece otelde tüm eşyalarımız, pantolon, mont gibi şeyleri yıkadığımızdan temiz temiz giyinip erkenden yola çıktık. Bir 100 km. gittikten sonra asfalt bitip yol toprak olmaya başladı. Yola girdikten sonra tertemiz elbiselerin tüm gözenekleri tozdan kapandı. “Böyle şansın…” diyip, yola devam ettik. Herhalde burası ara yoldur birazdan asfalta bağlarız diye devam ettik. Ama gittikçe umutlar bitmeye başladı. Yukardaki resmi büyütüp bakarsanız tek gelen yol 20’ye bölünüyor, everyone’ın kendi yolu var gibi bir şey. İsteyen istediği yola giriyor. 10-15 km. sonra hepsi bir yerde toplanıyor. Biraz gittikten sonra yol yine 10-20’ye ayrılıyor. Kamyon ve jiplerle aynı yolda olmamaya dikkat etmek gerekiyor yoksa tozdan adam oluyorsunuz. Çoğu yerde 10 cm. kalınlığında toz tabakası var. Olmayan yerler ise tırtıklı yol. Böbrek taşı düşürmeye bire bir.

Gece Arvayker’e gelebildik. Toplamda 600 km.lik yolun 500 km.sini toz toprak bozuk yolda sürdük. Bu arada Osman’ın motor yine sorun yaptı, çok basamadığı için çoğu yerde onu beklemek zorunda kaldım. Sonlara doğru ben de o bozuk yolda yapıştıra yapıştıra gittim. Yol boyunca içimde Africa’yı yapan mühendisler için güzel dileklerde bulundum. Gerçekten Africa bu yolda ondan beklemediğim kadar güzel gitti. Tam bu yol için yapılmış bir motor bence. Ben 660 da kullandım ama bunun amortisörleri ve gidişi gerçekten harikaydı. Neyse bu gece de burada yol kenarında çadırda kaldık.

Moğolistan Bozkırlarında Kaybolma ve Hayatta Kalma Taktikleri

Gobi Çölü’nün sınırlarına kadar uzanan bu zorlu moğolistan motosiklet turu macerasında, haritadaki isim benzerlikleri yüzünden 500 kilometre yanlış yöne sapmak, coğrafyanın ne kadar aldatıcı olabileceğini gösteriyor. Benzinsiz ve susuz kalınan ıssız çöl yollarında motosikletle zorlu yollar aşmaya çalışırken doğru zamanda geri dönme kararı almak, gerçek bir enduro sürücüsünün en büyük kuralıdır. Altai ile Arvayker arasındaki o bitmek bilmeyen tırtıklı patikalarda, tek bir yolun 20 farklı kola ayrıldığı Moğolistan bozkırlarında hayatta kalmak, hem sürücünün iradesini hem de Honda Africa Twin gibi efsanevi yol makinelerinin dayanıklılığını sonuna kadar test ediyor.

Uçsuz bucaksız Moğol coğrafyasında çadır atmak, ıssız rotalarda overland lojistiğini yönetmek ve en güvenli moğolistan kamp alanları stratejilerini öğrenmek için Gobi Çölü Wikipedia harita envanterlerini inceleyebilirsiniz. Ayrıca, sınır kapısındaki o meşhur Rus ajanı sorgu odasından bu tozlu bozkır patikalarına nasıl ulaştığımızın tüm başlangıç detaylarını görmek için serinin hemen bir önceki bölümü olan Pamir Rotası 3 gezi rehberime de kesinlikle göz atmalısınız. Yol boyunca tozdan adam olsak da, Africa Twin amortisörlerinin hakkını vererek ulaştığımız Arvayker çadır kampı, yarın bizi bekleyen başkent Ulanbatur rotasının en zorlu eşiği!

08.07.2019 (22. Gün) Arvayker – Ulan Batur (Efsanevi Motor Satışı ve Lastik Dramı)

Gece Osman “ben erken kalkayım, beni bekleme yolda, seninle Ulan Batur’un girişinde buluşalım” diye anlaştık. 1000 cc ile 250 cc asfalt yolda epey yorucu oluyor. O bana yetişmeye çalışıyor, ben onu bekliyorum olmuyor. Neyse Osman sabah 5:00 gibi kalkıp yola çıktı. Bende 7:00 gibi uyanıp yola çıktım. Yol asfalt olduğundan yapıştıra yapıştıra gidiyorum ama Osman piyasada yok. İnternetimizde olmadığından iletişim kuramıyoruz. 300 km. gittikten sonra Lün yakınlarında benim ön lastik indi.

Dedim motoru bu kadar översen olacağı buydu. İndiği yerin 500 mt. ilerisinde bir lastikçi varmış. Gittim, ön lastiği sökmeye çalıştı sökemedi. Biraz da benden kaynaklandı. Lastiğin bir tarafı normal anahtar ile sökülüyor, diğer tarafında alyan deliği benim kafamı karıştırdı. Tenere varken alyan tarafı için anahtar çok zor bulunduğundan bende anahtar vardı. Bende bununda öyle olduğunu düşündüm. Lastikçi bir saat alyan aradı bulamadı. Lastiği sökemeyince hava bastı. Kontrol ettiğimizde lastiğin patlamadığını gördük. Havasını tamamladık, orada yemek falan yedim. Bir saat oyalandım ama lastik inmedi. Tamam dedim sıkıntı yok. Yapıştırdım yola devam ettim.

Osman ile anlaştığımız yerde buluştuk. Benden iki saat önce buraya gelmiş. Ben durumu anlattım, içime de kurt düştüğünden bir motorcu bulup oraya gitmeye karar verdik. Burası Ulan Batur’da KTM servisimiş. Oraya doğru yola çıktık. Ulan Batur şehir merkezinde giderken, motorcuya 3 km. kala lastik tamamen indi. Osman’ın yanındaki hava makinası ile lastiği şişirelim dedik ama yemedi. Hemen indi. Burada da 700 mt. ileride lastikçi gördük. Orada ön lastiği sökelim dedik ama yine alyan bulamadık. Sanayide aradı o kadar uğraştık yok alyan bulamadık. 2-3 saate yakın orada uğraştık olmadı. Lastiğe 35 hava bastık, Osman hafif olduğunda üzerine bindi 2 km. ileride olan motorcuya kadar üzerinde ayakta gittik. (Buralarda sıkıntı ve sıcaktan foto aklıma gelmedi)

Motorcuda durumu anlattık. İç lastik bende vardı, lastiği söküp, iç lastiği takmaya 20 dolar para istediler. Biraz kızdım ama yapacak bir şey yoktu. Alyanı bulamadık. Hemen 15-16 yaşındaki bir eleman geldi, yıldız tarafını söktü, vidaya bir vurdu mil karşı taraftan çıktığını görünce içimden kendime epey bir yardırdım. Meğer alyana gerek yokmuş. Yıldız tarafını sökmek yeterliymiş. Tenere’den aklımda kalan bilgi yüzünden 4-5 saatim ve param gitti. Motor yağını da değiştireyim dedim ona sadece yağ için 527 TL para istediler. 2-3 defa sordum, çeviri hatası mı var diye ama dolar karşılığını söyleyince gerçek olduğunu gördüm. Asla o kadar para vermem dedim. Yağı değiştirtmedim.

İlginçlikler bu kadar da değil. Bir gün önce Osman motorun arızasından ve yavaşlığından şikayet edince satalım gitsin dedim. Sonra bunu ciddiye aldı, tamam satalım dedi. Kafaya koydu satacağını. Bu KTM servisi de hem sıfır motor satıyor, hem aksesuar, hem de tamir yapıyor. Patrona durumu anlattık, o da tamam satın alırım dedi. Osman motoru zaten kazalı aldı. Motorda hasar kaydı vardı. Aldığı adam motoru sıfır almış, kamyonetle evine götürürken araç kaza yapmış, kasko firmasından motoru yaptırmışlar. Adam daha sonra motoru Osman’a satmış. Yani Osman kazalı sıfır km. bir motor almış oldu. Zaten bu yolculukta da zincir-dişli bitti, lastikler bitti, motorda da sorun çıktı. En önemlisi de işbaşı yapmasına 3 gün kaldı buradan 3 günde Türkiye’ye motorla dönmesi imkansız. Bütün oklar satılmayı gösterdi.

Neyse motoru 60.000.000 Tugrik (2700 dolara) KTM servisine sattık. Hemen orada bir kağıda satış sözleşmesi yaptık. Ruhsat ve ülkeye girişte verdikleri gümrük deklarasyon kağıdını verdik. Plakayı da söküp yanımıza aldık. Motoru satınca “benim lastik değişimi de senden olsun boss” dedim. Biraz uğraştırdı ama kabul ettirdim. Bende o parayı verecek göz var mı diyerekten bu da bana yaradı. Satış işlemleri bittikten sonra, buradan tanıdığım bir abinin işyerine gittik. Karnımızı doyurduk. Sağ olsun bizi evinde ağırladı. Bu kadar hareketli bir günün ardından gece 01:00 gibi uyuduk.

09.07.2019 (23. Gün) Ulan Batur – Altanbulag (Tonyukuk Anıtı ve Tozlu Tahliye Yolları)

Sabah erkenden kalkıp yine Türk restoranına geldik. Kahvaltıdan sonra. Eşyaların bir kısmını burada bırakıp. Tonyukuk Anıtına gitmek üzere yola çıktık. Yazıtlar merkeze 60 km. O kalabalık Ulan Batur trafiğinden çıkıp Bayanzurkhiin kasabasına geldikten sonra yine toza girdik. Bu toz dün girdiğimizden daha da berbat bir tozdu. Yol çalışması var ama buradaki çalışmalar çok ilginç. Yol yaparken bütün yolu kapatıp tahliye yolundan veriyorlar. Tahliye yolu da greyder bıçağını değdirmiş bırakmış gibi. Herkes yine kendine yol yapmış. Berbat ötesi bir yoldu. Anıta 20 km. kala yol düzeldi.

Moğolistan Rotalarında Motosiklet Lojistiği ve Tarihi Keşifler

Uçsuz bucaksız coğrafyalarda moğolistan motosiklet turu yaparken, Ulan Batur gibi büyük metropollerde mekanik ve lojistik sorunları çözmek apayrı bir deneyimdir. Şehir merkezindeki KTM servisinde yaşadığımız lastik tamiri karmaşası ve ardından Osman’ın motorunu elden çıkarma süreci, kıtalararası bir seyahatte anlık ve radikal kararlar almanın önemini gösteriyor. Ulan Batur’un yoğun trafiğinden sıyrılıp Bayanzurkhiin kasabası üzerinden motosikletle zorlu yollar aşarak ulaştığımız Tonyukuk Yazıtları, Türk tarihinin köklü geçmişine yapılan bu efsanevi yolculuğun en anlamlı duraklarından biridir. Çöl yollarında toz toprak içinde sürerken doğru moğolistan kamp alanları ve konaklama noktalarını seçmek kadar, beklenmedik arızalara pratik çözümler üretmek de bu zorlu yolculuğun doğasında var.

Bölgedeki kadim Türk yazıtlarının tarihi önemi, arkeolojik keşifler ve Orta Asya’daki kültürel miras alanlarının korunma statüleri hakkında daha fazla akademik bilgi edinmek için UNESCO Türkiye Milli Komisyonu resmi envanterlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, bu macera dolu Ulan Batur etabına ve motor satış hikayesine gelmeden önce bozkırın tırtıklı patikalarında verdiğimiz o hayatta kalma mücadelesini incelemek için serinin bir önceki yazısı olan Pamir Rotası 3 gezi rehberime de mutlaka göz atmalısınız. Berbat ötesi tahliye yollarından geçip tarihe dokunduğumuz bu unutulmaz etabın ardından, rotamızı artık Rusya sınırındaki Altanbulag kapısına doğru çeviriyoruz!

Burada biraz kaldıktan sonra 25 km. ilerideki Cengiz Han anıtına doğru yola çıktık. Yol gayet düzgün asfalt bir yoldu.

Bilge Tonyukuk Taşındaki Orijinal Yazıtlar ve Tarihi Gerçekler

Bayanzurkhiin’ın o berbat ötesi tozlu tahliye yollarını aşıp nihayet anıt alanına ulaştığımızda, tarih kitaplarında okuduğumuz o taşlar tam karşımızda duruyordu. 1300 yıl boyunca bozkırın ortasında dimdik kalan Bilge Tonyukuk Yazıtları üzerindeki orijinal satırlar, o dönem Türk milletinin verdiği varoluş mücadelesini ve çekilen zorlukları adeta yüzümüze vuruyordu. Taşa kazınan batı, güney, doğu ve kuzey yüzlerindeki o muazzam ifadelerin tam metni şu şekildedir:

1. Taş, 1. Yüz (Batı Yüzü): “Ben Bilge Tonyukuk’um. Kendim Çin ülkesinde doğdum. Türk bodunu Çin’e bağlı idi. Türk bodunu (bir) baş bulamadan Çin’den ayrıldı, (bir) baş buldu. (O) başı bırakıp Çin’e yine döndü. Teñri şöyle demiş beliğ: ‘Baş verdim, başını bırakıp geri döndün. Döndüğün için Teñri öldürmüştür beliğ’. Türk bodunu öldü, eridi, yok oldu. Türk Sir bodununun yurdunda boy kalmadı. Uzakta, dışarıda kalmış(lar) toparlanıp yediyüz oldu(lar). İki bölüğü atlı, bir bölüğü yaya idi… Ondan sonra Teñri bilgi verdiği için, özüm, kendim (o şadı) kağan kıldım. Bilge Tonyukuk, Boyla Bağa Tarkan ile İlteriş kağan olunca Güney’de Çin’i, Doğu’da Kıtayn’ı, Kuzey’de Oğuz’u pek çok öldürdü. Bilgesi, çavuşu ben kendim idim.”

1. Taş, 2. Yüz (Güney Yüzü): “Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturur idik. Bodunun boğazı tok idi. Yağımız çevrede ocak gibi iken (biz) ateş gibi idik… O sözü işitip gece uyuyasım gelmedi, gündüz oturasım gelmedi. Ondan ötürü kağanıma açıldım… Yufka gücündekinin delinmesi ucuz imiş. İnce gücündekini kırmak kolay. Yufka kalın olsa delinmesi çetin imiş. İnce yoğun olsa kırmak çetin imiş… Savaştık. Teñri öyle istedi dağıttık. Irmağa düştü. Dağıttıklarımız yolda yine öldü hep. Ondan sonra Oğuz’un tümü geldi. Getirdim bütün Türk bodunu’nu Ötüken Yeri’ne…”

1. Taş, 3. Yüz (Doğu Yüzü): “İki bin erdik biz. İki ordu(muz) oldu… O sözü işitince gece yine uyuyasım gelmez idi. Oturasım gelmez idi. Orada düşündüm. İlk Kırgız’a salmamız iyi olur dedim… Bir at yolu imiş. Onun (ile) gitmiş. Ona söyleyip bir atlı gitmiş diye o yolu yürürsek iyi olur dedim. Düşündüm.”

1. Taş, 4. Yüz (Kuzey Yüzü): “Ordu yürüttüm. ‘Attan in’ dedim. Aktermil’i geçince yorgalattım. At üstüne bindirerek karı söktüm. Yukarıya at yedekleyip yaya… ağaç(lara) tutunarak çıkarttım… Kırgız’ı uykuda bastık. Süngüyle açtık… Savaştık, sançtık. Ka(ğa)nını öldürdük. Kağan’a Kırkız bodunu tutsak oldu, baş eğdi… Bilge Tonyukuk’a, bana söyledi. ‘Bu orduyu yönelt’ dedi. ‘Buyruğunu gönlünce söyle. Ben sana ne söyleyeyim’ dedi… Altun ormanını yol aramadan aştım. İrtiş ırmağını geçitsiz yerinden geçtik.”

2. Taş, 1. Yüz (Batı Yüzü): “Ulak getirdiler. Sözü şöyle: ‘Yarış ovasında on tümen er toplandı’ der. O sözü işitince beğlerin hepsi ‘Dönelim, arılık, utançsızlık (yenilip utanmaktan) iyidir’ dediler. Ben şöyle derim; ben Bilge Tonyukuk: ‘Altun ormanını aşıp geldik, İrtiş ırmağını geçip geldik. Teñri, Umay, Iduk Yer Su bası verdi beliğ. Niye kaçıyoruz? Çok diye niye korkuyoruz? Azız diye neden (kendimizi) aşağılayalım. Akın edelim’ dedim. Akın ettik… On Ok beğleri, bodunu hep geldi, baş eğdi.”

2. Taş, 2. Yüz (Güney Yüzü): “Demirkapı’ya doğru eriştik. Oradan döndük… Türk bodunu Demirkapı’ya, Tinsi Oğlu denilen dağa ulaşmışlığı yok imiş. O yere de ben Bilge Tonyukuk ulaştırdığım için kızıl altun, ak gümüş, kızıl uduz, gerit kazancı uğraştırmadan getirdi… İlteriş Kağan öldü. Türk Bögi (Kapağan) Kağan’a, Türk Bilge Kağan’a…”

2. Taş, 3. Yüz (Doğu Yüzü): “Kapağan Kağan oturdu. Gece uyumadı, gündüz oturmadı. Kızıl kanımı döktü, kara terimi akıttı. İşi, gücü ona kendim verdim… İlteriş Kağan kazanmasaydı ve de ben kendim kazanmasaydı il yine, budun yine yok olacak idi. Kazandığı için ve de kendim kazandığım için il yine il, bodun yine bodun oldu.”

2. Taş, 4. Yüz (Kuzey Yüzü): “İlteriş Kağan kazanmasaydı, yok olsa idi, ben kendim Bilge Tonyukuk kazanmasaydım, ben yok olsa idim, Kapağan Kağan’ın Türk Sir bodun’u yerinde boy da, bodun da, kişi de yok olacak idi… Türk Bilge Kağan’ı, Türk Sir bodun’unu, Oğuz bodun’unu besleyip oturuyor.”

Efsanevi Cengiz Han Heykeli ve Çalılıkların Arkasından Drone Operasyonu

Tonyukuk Anıtı’nın ardından rotamızı Moğolistan’ın en görkemli sembollerinden birine çevirdik. Cengiz Han Heykel Kompleksinin parçası olan Cengiz Han’ın atlı heykeli, Moğolistan’ın Başkenti Ulan Batur’un doğusunda Tsonjin Boldog’da Tuul Nehri kıyısında bulunan, at üstünde 40 m uzunluğundaki bir heykeldir. Heykelin yapımında malzeme olarak çelik kullanılmıştır.

 

Bu komplekse giriş ücretsiz ama heykelin bulunduğu binaya giriş 65 TL. Fotoğraf çekmek ayrı ücret, video çekmek ayrı ücret, drone çekimi ayrı ücret olunca biz de oraya girmedik. Magnet almak için bile içeri ücretsiz almadılar. Burada atın tepesine çıkmak için asansör de var. Tabii ücretli. Dışarıdan gördüğümüz yeter dedik. Ben de aşağıda bir çalılığın arkasında drone’u kaldırıp güzel bir çekim yaptım. Çekim bitti, geri döndürürken güvenlik görevlisi geldi, yasak masak bir şeyler dedi, “tamam indiriyorum çekmeyeceğim” dedim, gitti. Zaten çekimi yaptığımdan drone’u kapadım. Burada biraz gezdikten sonra aynı yolda geri döndük. Bu arada Osman motoru sattığından artık bana artçı oldu. KTM servisindeki kalan eşyalarımızı aldıktan sonra Rusya sınırına doğru sürmeye başladım.

Moğolistan Bozkır Hattı: Sınır Geçişleri, Lojistik Krizler ve Tarihî Keşif Özeti

Tashanta sınır kapısından başlayıp Ulan Batur metropolüne ve oradan kadim Bilge Tonyukuk Yazıtları ile Altanbulag sınırına uzanan bu çetin güzergahta; sınır sorguları, navigasyon hataları, pratik mekanik çözümler ve motor lojistiğine dair yaşanmış en net saha verileri aşağıda özetlenmiştir.

Esas BaşlıkSaha Verisi, Koordinat ve Durum Analizi
Rusya – Moğolistan Sınır İşlemleriTashanta kapısında Türk pasaportuna yönelik mor ışık ve vize denetimleri nedeniyle geçiş süresi 25 dakikaya çıkmış, Rus güvenliği tarafından 45 dakikalık çetin bir sorgu uygulanmıştır. Sınır çıkışında dezenfekte adı altında usulsüz ücret talepleriyle karşılaşılmaktadır. Sınırda zorunlu sürüş sigortası bedeli 16 Dolar’dır.
Moğolistan Altyapı ve Tabela DurumuÜlke genelinde belirleyici hiçbir tabela bulunmamaktadır (tabela özürlü). İsim benzerliği ve tabela eksikliği nedeniyle rota üzerinde n şekli çizilerek 500 kilometre yanlış gidilmiş, Çin sınırına 30 kilometre kala Gobi Çölü’nün başlangıcına ulaşılarak bir gün kaybedilmiştir.
Bozkır Sürüş Şartları ve Arazi GerçekleriAna güzergahtan ayrılan toprak kestirme yollarda 30 kilometrelik çetin hat ancak 1,5 saatte geçilebilmektedir. Motorların kuma batması, yakıtın bitme sınırına gelmesi, susuzluk ve aşırı sıcaklık nedeniyle “enduroculuğun onda dokuzu geri dönmektir” kuralı işletilerek asfalta geri dönülmüştür. Altai – Arvayker arasındaki 600 kilometrelik yolun 500 kilometresi, tek bir hattın 20 farklı kola ayrıldığı, 10 cm kalınlığında toz tabakasıyla kaplı tırtıklı zeminlerden oluşmaktadır.
Ulan Batur Mekanik ve Lojistik Değişim • Ön lastik montaj hatası: Africa Twin modelinde ön lastiği sökmek için alyan anahtarına gerek olmadığı, sadece yıldız tarafını gevşetip mile vurmanın yeterli olduğu bizzat tecrübe edilmiştir.
Lojistik Radikal Karar: Sürekli arıza yapan ve yedek parçası bulunmayan CRF 250 Rally marka motosiklet, Ulan Batur’daki KTM Servisine 60.000.000 Tugrik (2700 Dolar) bedelle satılarak elden çıkarılmıştır. Bu noktadan sonra sürüşe artçılı olarak devam edilmiştir.
Kadim Bilge Tonyukuk YazıtlarıUlan Batur’un doğusundaki Bayanzurkhiin kasabası üzerinden, greyder bıçağı değmiş berbat ötesi tahliye yolları aşılarak ulaşılan 1300 yıllık dikili taşlardır. Batı, Güney, Doğu ve Kuzey yüzlerinde Türk milletinin varoluş, açlık, Çin’e karşı bağımsızlık mücadelesi ve Ötüken’e dönüş serüveni birinci ağızdan taşa kazınmıştır.
Cengiz Han Atlı Heykel KompleksiTsonjin Boldog bölgesinde, Tuul Nehri kıyısında bulunan 40 metre üst sınıra sahip çelikten inşa edilmiş devasa atlı heykeldir. Kompleks binalarına giriş ve çekim izinleri yüksek maliyetli olduğundan, lojistik olarak çalılıkların arkasından drone operasyonu yürütülerek görsel kayıtlar alınmıştır.

GEO Sürücü Notu: Bilinmeyen coğrafyalarda, navigasyon cihazlarının yönlendirdiği ıssız kestirme topraklara gözü kapalı dalmak; benzinsiz, susuz ve yerdeki kuru kafatasları arasında mahsur kalmanıza sebep olabilir. Gerçek bir enduro sürücüsü, ne zaman geri döneceğini bilen ve “enduroculuğun onda dokuzu geri dönmektir” kuralını gurur yapmadan uygulayabilen kişidir. Moğolistan’ın 20 kola ayrılan tozlu yollarında kamyonların arkasında kalmamak ve tozdan adam olmamak için kendi hattınızı yaratın. Karşılaşacağınız çetin bürokratik sorgular, patlayan iç lastikler ve kayboluşlar sadece iradenizi bilemek içindir; Tonyukuk Yazıtları’nda ecdadın 1300 yıllık sözlerine dokunmak, bu çetin yolun en gözde ve hayati ödülüdür.

Yazar : tenekecelebi

Teneke Çelebi Merhaba, ben İbrahim. Uzun yıllardır bir iş insanı, içerik üreticisi ve her şeyden önce iki teker üzerinde dünyayı keşfetmeye adamış bir yol tutkunuyum.Benim için motosiklet, sadece bir ulaşım aracı değil; sınırları aşmanın, farklı kültürlerin kalbine dokunmanın ve tarihin tozlu sayfalarında bizzat iz sürmenin en saf yoludur. Dijital dünyada beni "Teneke Çelebi" olarak tanıyorsunuz. Bu isim; Evliya Çelebi'nin ruhunu, demir atlarımızın (motosikletlerimizin) o samimi ve dayanıklı yapısıyla harmanlama arzumdan doğdu.Sınırları Aşan Bir Serüven: Pamir’den Moğolistan Steplerine Motosiklet seyahatlerimde her zaman "zorlu ama büyüleyici" rotaların peşinden gittim. Bugüne kadar iki teker üzerinde;Rusya’nın uçsuz bucaksız coğrafyalarını ve vize sınırlarını,Pamir Yolu’nun (M41) 4000 metre rakımdaki oksijensiz, heyecan dolu dağ geçitlerini,Moğolistan Stepleri'nin yolsuz, izsiz ve uçsuz bucaksız bozkırlarını aşarak tarihin kalbine, Orhun Yazıtları’na kadar uzanan devasa maceralara imza attım.Tüm bu yolculukları sadece kendime saklamayıp, YouTube belgeselleri ve blog yazılarımla binlerce yol dostuyla paylaştım.Bir Hayalin Gerçeğe Dönüşmesi: Motosikletle Umre Yolu Benim için yolculukların en anlamlısı ve maneviyatı en yüksek olanı ise, Türkiye’den yola çıkarak karayolu üzerinden kutsal topraklara ulaştığım "Motosikletle Umre" projesi oldu.Ankara’da triptik (CPD) belgeleriyle başlayan bürokrasi mücadelemiz; İran’ın dondurucu soğuklarından ve dünyanın en ucuz benzinli yollarından geçerek Irak’a uzandı. Bağdat’ın tarihi sokaklarında çocukluk hayallerimi yaşarken, Necef ve Kufe’nin kadim tarih katmanlarında kayboldum. Kuveyt çöllerinin kavurucu sıcağını altımızdaki V-Strom'larla aşarak nihayet Suudi Arabistan'a, Mikat Camii'ne vardık.Mekke’ye doğru, üzerimizde ihramlarımızla, dilimizde telbiye dualarıyla kaskımız dışında hiçbir ekipman olmadan sürdüğümüz o 100 kilometrelik yol, hayatım boyunca unutamayacağım bir zirve noktasıydı. Bu blogda; Motosikletle Umre, Karayolu ile Umre ve Araçla Umre yapmak isteyen tüm seyahat severler için vizelerden sınır kapılarına, rotalardan maliyetlere kadar her detayı sansürsüz ve adım adım rehberleştiriyorum.Bu Sitede Sizi Ne Bekliyor? tenekecelebi.com, sadece bir gezi bloğu değil; sınır ötesi seyahatlerin teknik altyapısını, kamp rotalarını, motorcu dostu ipuçlarını ve yaşanmış gerçek hikayeleri bulabileceğiniz yaşayan bir dijital kütüphanedir.Eğer siz de sınırların ötesini merak ediyor, karayolu ile dünyayı keşfetmenin hayalini kuruyor ya da demir atınızla kutsal topraklara giden o manevi yolu merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz.Kaskınızı takın, motoru çalıştırın; hikaye daha yeni başlıyor!Yollarda görüşmek üzere, İbrahim / Teneke Çelebi

Yorum Yap