Motosiklet İle Türkiye Gezisi-2

Motosiklet İle Türkiye Gezisi-2

-İç Anadolu Bölümü-

Şehri gezip yöresel kahvaltımı da yapıp çıktım yola. Rotam Sivas – Kayseri üzerinden Ürgüp’e geçmek. Yol Sivas / Suşehri’ne kadar berbattı. Karadeniz’de ağaçlara alışmışken, Sivas’a doğru hiç ağaç olmaması bana çok garip geldi. Her taraf uçsuz bucaksız vadiler.

Sivas’ı daha önce gezdiğimden şehir merkezini es geçip Kayseri yoluna giriyorum. Hava beter sıcak, Sivas / Şarkışla Bölge Trafik Merkezi önünde biraz soluklanıyorum. Baktım biri arkamdan bağırıyor, polisin biri ordan gel gel işareti yapıyor. Hemen merkeze gidiyorum. Bir de bakıyorum ki polis amcamlar mangal yapmış, üstümdeki reflektörlü yelekten beni de polis sanmışlar. Hemen mangala davet ediyorlar. Bende hemen çömdüm, biraz atıştırdım, bir de çay patlattık. Güzelce muhabbettimizi yapıp yola devam için izin istedim.

120 km. daha sürüp nihayet Kayseri’ye geliyorum. Kayseri’de internetten tanıdığım çok değerli bir abimle buluşup, onun bağ evine gidiyoruz. Sağ olsun orada beni güzelce ağırladı.

Buradan sonra Mustafa abi beni şehir turuna çıkarıyor. Yol üstündeki harika tarihi yerleri de geziyoruz.

Kayseri’ye gelip te mantı yememek olmaz diyerekten, Mustafa abi ile Şehrin en güzel mekanına gidip, mantı kaşıklıyoruz.:

Sağolsun Mustafa abi elimi cebime attırmıyor. Abime çok teşekkür edip, biraz da şehir turu yapıyoruz. O önde ben arkada sürüyoruz.

Yaklaşık 80 km. sürdükten sonra gece saat 10.00 gibi Ürgüp’e giriş yaptım. Gece olduğu için çok fazla yer göremedim, ama şehir merkezi hala canlı ve doluydu. Motosikleti hemen orada bir pastane önüne çekerek hem dinlendim, hemde kalacak yer için kamping alanı aramaya başladım. İnternette bir yer gördüm ve adresi alıp arama başladım, ama ilan eski olduğundan yerine otel yapmışlar. Sorduğumda burada kamping olmadığını, kamping için Göremeye gitmemi söylediler. Göreme 5 km. uzaklıkta olduğunda hemen oraya geçtim. İlk sorduğum kamping motor ile çadıra 50 TL para isteyince yuhh dedim. Tabii orda kalmadım, biraz daha iç kısma girince yolun kenarında Dilek Kamping adında kamping buldum fiyatı da 15 TL diyince daldım içeri.

Kayseri Sucukçular Çarşısı
Nevşehir Yolu (Erciyes Manzarası)
Mustafa Abi

Sabah altıda “hışşşş hışşşş” sesleriyle uyandım. “Sabahım köründe kim ataşe körüklüyor diye düşünürken, dışarı çıktım ve bi baktım gökyüzü balonlardan rengarenk olmuş.

Daha fazla uyuyamadan (Ağustos ayında gece dondum resmen) hemen kalkıp kahvaltımı yaptım. Rotamda tarihi yerler var.

Bu tur biraz da tarih turu olacağı için ilk işim, Çavuşin deki Açık Hava Müzesinden hemen bir müze kart almak oldu. Bu kart ileride çok işime yaradı. Çavuşindeki açık hava müzesi bile nomalde 15 TL ama müzekarta ücretsiz. Çavuşin Peri Pacalarının en büyüklerinin olduğu en ünlü yer. Burası 5. yüzyılda sert toprağın oyularak yaşama yerleri yapılmış. İnsan gezerken gerçekten büyüleniyor.

Burayı da gezdikten sonra gördüğüm her tarihi yere giriyorum.

Buradan da Avanos Merkeze gidip çömlek atölyesinde çömlekçilik izledim.

Burada gez gez bitmedi. İki gün boyunca burada kadım. Çadırımı hiç toplamadım. Avanos – Paşabağları – Çavuşin – Göreme – Ürgüp – Ortahisar daki bütün tarihi alanlar, Açık Hava Müzeleri Peri Bacaları yer yeri güzelce gezdim. Ve gerçekten de bayıldım. Çok harika yerler.

Daha önce bahsettiğim yer altı şehri beni inanılmaz büyülediği için ve orada da Nevşehir’de bunun sekiz katlısı olduğunu öğrenince çevirdim rotayı Nevşehir’e.

Buranın tarihi kesin olmamakla beraber M.Ö 3000 yıllarında olduğu sanılıyormuş. Burada Asurlar, Romalılar, Bizanslılar yaşamış. Bu yapıya dışarıdan küçük bir kapıdan girilip 8 kat aşağıya kadar inilen devasa bir şehir. Yine burada da evler, ahırlar, pazar yerleri, şaraphaneler, savunma sistemleri oluşturmuşlar. İnsan hayret etmekten kendini alamıyor.

Burada da epey vakit geçirdikten sonra yoluma devam ediyorum. Buradan da yol üstünde gördüğüm her tarihi mekana girmeye özen gösteriyorum. Otuz KM. ilerde güzel bir yer görüp duruyorum.

Göreme
Paşabağları
Paşabağları/Aktepe
Zelve
Avanos Çömlek Yapımı
Uçhisar

Buradan Niğde Bor’dan otobana girerek yolculuğumuz Akdeniz kısmına geçiyorum. Ürgüp’ten yaklaşık 550 Km. sürüp Mersin’e varıyorum. Ama ne yolculuk yaptım. Ağustos sıcağına bir de Suriye tarafından gelen kum ile gelen sıcak rüzgar beni mahvetti. Montu çıkarayım diyorum daha beter terliyorum. Kaskın camını bile açamıyorum, gözüme kum geliyor.

Derinkuyu Yer Altı Şehri
Derinkuyu Kilsesi
Ihlara Vadisi
Ihlara
Yazar : tenekecelebi

Teneke Çelebi Merhaba, ben İbrahim. Uzun yıllardır bir iş insanı, içerik üreticisi ve her şeyden önce iki teker üzerinde dünyayı keşfetmeye adamış bir yol tutkunuyum.Benim için motosiklet, sadece bir ulaşım aracı değil; sınırları aşmanın, farklı kültürlerin kalbine dokunmanın ve tarihin tozlu sayfalarında bizzat iz sürmenin en saf yoludur. Dijital dünyada beni "Teneke Çelebi" olarak tanıyorsunuz. Bu isim; Evliya Çelebi'nin ruhunu, demir atlarımızın (motosikletlerimizin) o samimi ve dayanıklı yapısıyla harmanlama arzumdan doğdu.Sınırları Aşan Bir Serüven: Pamir’den Moğolistan Steplerine Motosiklet seyahatlerimde her zaman "zorlu ama büyüleyici" rotaların peşinden gittim. Bugüne kadar iki teker üzerinde;Rusya’nın uçsuz bucaksız coğrafyalarını ve vize sınırlarını,Pamir Yolu’nun (M41) 4000 metre rakımdaki oksijensiz, heyecan dolu dağ geçitlerini,Moğolistan Stepleri'nin yolsuz, izsiz ve uçsuz bucaksız bozkırlarını aşarak tarihin kalbine, Orhun Yazıtları’na kadar uzanan devasa maceralara imza attım.Tüm bu yolculukları sadece kendime saklamayıp, YouTube belgeselleri ve blog yazılarımla binlerce yol dostuyla paylaştım.Bir Hayalin Gerçeğe Dönüşmesi: Motosikletle Umre Yolu Benim için yolculukların en anlamlısı ve maneviyatı en yüksek olanı ise, Türkiye’den yola çıkarak karayolu üzerinden kutsal topraklara ulaştığım "Motosikletle Umre" projesi oldu.Ankara’da triptik (CPD) belgeleriyle başlayan bürokrasi mücadelemiz; İran’ın dondurucu soğuklarından ve dünyanın en ucuz benzinli yollarından geçerek Irak’a uzandı. Bağdat’ın tarihi sokaklarında çocukluk hayallerimi yaşarken, Necef ve Kufe’nin kadim tarih katmanlarında kayboldum. Kuveyt çöllerinin kavurucu sıcağını altımızdaki V-Strom'larla aşarak nihayet Suudi Arabistan'a, Mikat Camii'ne vardık.Mekke’ye doğru, üzerimizde ihramlarımızla, dilimizde telbiye dualarıyla kaskımız dışında hiçbir ekipman olmadan sürdüğümüz o 100 kilometrelik yol, hayatım boyunca unutamayacağım bir zirve noktasıydı. Bu blogda; Motosikletle Umre, Karayolu ile Umre ve Araçla Umre yapmak isteyen tüm seyahat severler için vizelerden sınır kapılarına, rotalardan maliyetlere kadar her detayı sansürsüz ve adım adım rehberleştiriyorum.Bu Sitede Sizi Ne Bekliyor? tenekecelebi.com, sadece bir gezi bloğu değil; sınır ötesi seyahatlerin teknik altyapısını, kamp rotalarını, motorcu dostu ipuçlarını ve yaşanmış gerçek hikayeleri bulabileceğiniz yaşayan bir dijital kütüphanedir.Eğer siz de sınırların ötesini merak ediyor, karayolu ile dünyayı keşfetmenin hayalini kuruyor ya da demir atınızla kutsal topraklara giden o manevi yolu merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz.Kaskınızı takın, motoru çalıştırın; hikaye daha yeni başlıyor!Yollarda görüşmek üzere, İbrahim / Teneke Çelebi

Yorum Yap