Yurtdışında Araç Satmak

Yurtdışında Araç Satmak

Giriş ve “Ulanbatur’da Motor Satma” Macerası

Kendi aracınız veya motosikletinizle kıtalar arası uzun bir yolculuğa çıktığınızda, planlarınız her zaman düşündüğünüz gibi gitmeyebilir. Büyük bir mekanik arıza, izin zamanının bitmesi ya da lojistik rotanın aniden tıkanması gibi ekstrem durumlarda yurt dışında araç satmak fikri akıllara gelen tek gerçekçi çözüm olabilir. Genelde bana uzun yola çıkan dostlardan en çok sorulan sorulardan biri de bu oluyor; ben bu işin profesyoneli değilim ama başımıza böyle bir iş gelince yaşayarak araştırdık.

Malumunuz, beraber yola çıktığım arkadaşım Osman’ın motoru biraz sıkıntı çıkarıp, izin zamanı da dolunca en mantıklısı motoru orada satmak oldu. Moğolistan Ulanbatur’da KTM servisi ile anlaşıp motoru orada sattık. (Satış süreci hikayesi için tıklayın.) Süreç aslında dışarıdan bakıldığında çok kolay görünüyor. Noter huzurunda satış sözleşmesi yapılması gerekiyor, ancak biz bunu orada yapmadık.

Resmi Noter Süreci ve Pratik Çözüm Yolu

Çünkü motoru satmaya karar verdiğimizde hem saat geç olmuştu, hem bizim zamanımız yoktu hem de noter kapalıydı. Bu süreç aslında normal şartlarda biraz uzun ve teferruatlı bir iştir. Çünkü yabancı bir ülkede olduğunuzdan kendi dilinizde bir sözleşme hazırlayıp, o ülkenin diline çevirtmeniz gerekiyor.

Bunun için de şehirde yeminli tercüman bulmak gerekiyor, daha sonra notere gidip sözleşme yapmanız gerekiyor. Biz bunlarla hiç uğraşmadık. Kendimiz kendi dilimizde, iki tarafın da kabul ettiği pratik bir satış sözleşmesi hazırladık. Zorlu bir yolculukta yurt dışında araç satmak durumunda kalırsanız, bu tarz pratik çözümler üretmek size çok ciddi zaman kazandıracaktır.

Yurt Dışında Araç Satarken Hangi Evraklar Gerekli?

Hazırladığımız sözleşmede kabaca; “Ben şu TC kimlik numaralı kişiyim, şu motor numaralı, bu şasi numaralı, bu bilgili aracımı, karşıdaki şahsın bilgilerini yazarak şu fiyata sattım” diye bir sözleşme yapıyorsunuz. İki taraf da bunu imzalıyor. Ülkeye girerken gümrükte verdikleri Gümrük Deklarasyon kağıdını ve aracın ruhsatını karşı tarafa verip, motorun plakasını ise yanınıza alıyorsunuz.

Bu işlemi bir çıkar sağlamak için değil, tamamen mecburen yaptık. Eğer bu işi para kazanmak için sürekli yaparsanız devlet baba bir gün sizi fena öpebilir. Arkadaşım bu işlemlerden sonra uçağa binip Türkiye’ye geldi. Ülkeden çıkarken havalimanında “Senin motorun nerede?” diye kimse sormadı. Zaten sorsalar da sorun değil; arıza yaptı, kazalandı veya yolda başımıza gelenler yüzünden yurt dışında araç satmak zorunda kaldım diyerek durumu dürüstçe anlatmak yeterlidir.

Böyle bir durumda şu üç evrakı sakın kaybetmeyin ve yanınıza alın:

Aracın fiziksel plakası

Ülkeye girerken verdikleri Gümrük Deklarasyon Belgesi

Aracın ruhsat fotokopisi

İşin Türkiye Ayağı: 20 Dakikada Trafikten Düşürme

İşin Türkiye tarafına gelince orası da oldukça basit ve hızlı ilerliyor. Elinizde ruhsat olmadığı için öncelikle 210 TL’ye yeni bir ruhsat çıkarıyorsunuz. Yanınızda getirdiğiniz o fiziksel plaka ile birlikte notere gidip motoru trafikten tamamen düşürüyorsunuz; bu işlem en fazla 20 dakika içinde bitiyor zaten.

Biz motoru zaten değerinde sattık, çünkü motoru ilk başta kazalı olarak almıştık ve motorda hasar kaydı vardı. Aldığı adam motoru sıfır almış, kamyonetle evine götürürken araç kaza yapmış, kasko firmasından motoru yaptırmışlar. Adam daha sonra motoru Osman’a satmış; yani Osman kazalı sıfır kilometrede bir motor almış oldu.

Zaten bu zorlu yolculukta da zincir-dişli bitti, lastikler bitti, motorda da kronik sorunlar çıktı. En önemlisi de işbaşı yapmasına sadece 3 gün kaldı ve buradan 3 günde Türkiye’ye motorla dönmesi imkansızdı. Bütün oklar satılmayı gösterdi. Kıtalar arası maceralara atılmadan önce titiz bir motosikletle uzun yol hazırlığı yapsanız bile, yoldaki bu tarz bütçe ve lojistik sürprizlere karşı her zaman zihnen esnek olmalısınız.

Gezginler İçin Son Bir Hayati Tavsiye

Uluslararası gümrük kuralları gereği, her ülkenin yabancı plakalara tanıdığı kalış süresi (genelde 30 ila 90 gün arası) kesinlikle ihlal edilmemelidir. Eğer motor bozulduysa ve o ülkede bırakıp Türkiye’ye dönecekseniz, yasal süresi dolmadan önce mutlaka resmi satış veya gümrüğe terk işlemlerini tamamlamış olmanız gerekir. Aksi takdirde, sistemde kaçak durumuna düşen aracınız yüzünden bir sonraki seyahatinizde o ülkeye giriş yasağı alabilir ya da gümrük kapılarında çok büyük cezalar ödemek zorunda kalabilirsiniz. Ne olursa olsun sakin kalmak ve yasal evrakları eksiksiz tutmak uzun yolun en büyük anahtarıdır.

Seyahat etme mikrobu size bir defa bulaştıktan sonra artık tedavisi yoktur. Hayatımın sonuna kadar bu mikropla mutlu bir şekilde yaşayacağımı bilmek çok güzel bir duygu!”

Michael Palin

Yazar : tenekecelebi

Teneke Çelebi Merhaba, ben İbrahim. Uzun yıllardır bir iş insanı, içerik üreticisi ve her şeyden önce iki teker üzerinde dünyayı keşfetmeye adamış bir yol tutkunuyum.Benim için motosiklet, sadece bir ulaşım aracı değil; sınırları aşmanın, farklı kültürlerin kalbine dokunmanın ve tarihin tozlu sayfalarında bizzat iz sürmenin en saf yoludur. Dijital dünyada beni "Teneke Çelebi" olarak tanıyorsunuz. Bu isim; Evliya Çelebi'nin ruhunu, demir atlarımızın (motosikletlerimizin) o samimi ve dayanıklı yapısıyla harmanlama arzumdan doğdu.Sınırları Aşan Bir Serüven: Pamir’den Moğolistan Steplerine Motosiklet seyahatlerimde her zaman "zorlu ama büyüleyici" rotaların peşinden gittim. Bugüne kadar iki teker üzerinde;Rusya’nın uçsuz bucaksız coğrafyalarını ve vize sınırlarını,Pamir Yolu’nun (M41) 4000 metre rakımdaki oksijensiz, heyecan dolu dağ geçitlerini,Moğolistan Stepleri'nin yolsuz, izsiz ve uçsuz bucaksız bozkırlarını aşarak tarihin kalbine, Orhun Yazıtları’na kadar uzanan devasa maceralara imza attım.Tüm bu yolculukları sadece kendime saklamayıp, YouTube belgeselleri ve blog yazılarımla binlerce yol dostuyla paylaştım.Bir Hayalin Gerçeğe Dönüşmesi: Motosikletle Umre Yolu Benim için yolculukların en anlamlısı ve maneviyatı en yüksek olanı ise, Türkiye’den yola çıkarak karayolu üzerinden kutsal topraklara ulaştığım "Motosikletle Umre" projesi oldu.Ankara’da triptik (CPD) belgeleriyle başlayan bürokrasi mücadelemiz; İran’ın dondurucu soğuklarından ve dünyanın en ucuz benzinli yollarından geçerek Irak’a uzandı. Bağdat’ın tarihi sokaklarında çocukluk hayallerimi yaşarken, Necef ve Kufe’nin kadim tarih katmanlarında kayboldum. Kuveyt çöllerinin kavurucu sıcağını altımızdaki V-Strom'larla aşarak nihayet Suudi Arabistan'a, Mikat Camii'ne vardık.Mekke’ye doğru, üzerimizde ihramlarımızla, dilimizde telbiye dualarıyla kaskımız dışında hiçbir ekipman olmadan sürdüğümüz o 100 kilometrelik yol, hayatım boyunca unutamayacağım bir zirve noktasıydı. Bu blogda; Motosikletle Umre, Karayolu ile Umre ve Araçla Umre yapmak isteyen tüm seyahat severler için vizelerden sınır kapılarına, rotalardan maliyetlere kadar her detayı sansürsüz ve adım adım rehberleştiriyorum.Bu Sitede Sizi Ne Bekliyor? tenekecelebi.com, sadece bir gezi bloğu değil; sınır ötesi seyahatlerin teknik altyapısını, kamp rotalarını, motorcu dostu ipuçlarını ve yaşanmış gerçek hikayeleri bulabileceğiniz yaşayan bir dijital kütüphanedir.Eğer siz de sınırların ötesini merak ediyor, karayolu ile dünyayı keşfetmenin hayalini kuruyor ya da demir atınızla kutsal topraklara giden o manevi yolu merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz.Kaskınızı takın, motoru çalıştırın; hikaye daha yeni başlıyor!Yollarda görüşmek üzere, İbrahim / Teneke Çelebi

Yorum Yap